Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2012 Çarşamba

Yeter Alex

Ne Alex'miş arkadaş ya. Bir teknik adamdan bir başkandan herşeyi geçtim 100 yılı geçmiş tarihi olan bir kulüpten daha mı büyüktür bu adam?

"Alex'i nasıl hatırlarsın?" diye sorsanız bana Anelka'ya vermediği paslarla hatırlayacağım. Yıllarca egoistliğinden, Brezilya milliyetçiliğinden yazık olan forvetlere, santraforlara baksanız yeter benim için. Dünyanın hiç bi yerinde bir oyuncu için taktik yapıldığını görmemiştim ben. Bunu da Alex sayesinde öğrendik sağolsun ama artık yeter. Gün gelir devran döner... Sen bunu hakettin Alex!

Heykel meselesine gelince koskoca Juventus taraftarları geçen sene Cannavaro ve Del Piero'nun heykellerini dikti ama noldu iki oyuncu da kadro dışı bırakılıp serbest kaldı ve yine üzerine basa basa söylüyorum KOSKOCA DEL PIERO; kariyerinde görmediği kupa kalmamış futbolcu "Kişiler gider, Juventus baki kalır."diyebiliyorsa neyse benim bişey dememe gerek yok herhalde.

7 Eylül 2011 Çarşamba

Elveda 23. Yaz

Hava sıcaklıkları hala 35'in üzerinde seyir etse de bir yaz mevsiminin daha hayatımızdan geçip gittiğini dün akşam Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisiyle anlamış bulunmaktayız sayın seyirciler. Eğer bir anı defterim olsaydı onu dolduracak çok şey yazabilirdim bu yaz için. Dizi filan izlemem fakat reytinglerde ne var ne yok diye genelde bakarım. Dün gece Türkiye'nin %6o'ı Öyle Bir Geçer Zaman ki izlemiş. Bu da her zaman bahsettiğim Aziz Nesin hipoteziyle eş değer olacak ki diğer %2o'si sabah 11.oo sularındaki Doktorlar'ı reyting kralı yapmış.

Sadece benim milletim mi bu kadar aptal diye sormuyor değilim hani? Kusura bakmayın ama bu ülkede reyting alan dizi, film ya da yarışma genelde alt sınıflara hitap ediyor. Alt-üst sınıfı dediğim zengin-fakir ayrımı değil tamamen akıl ve mantıkla ilgili birşey. "Sadece bende mi sorun var acaba?" diye kendime sormadığım için de çok mutluyum ayrıca...

Geçen akşam Human Planet'in bi bölümünü izledim. Gerçek hayatta neler olup bittiğini bilmeyen insanlar var hala. Yağmur ormanlarında sıkışıp kalmış, dış dünyayla ilgisi olmayan insanlar... Aslında gerçek hayatı yaşayan insanlar. Bizim gibi, 'insanların yarattığı bir dünyaları' yok onların. Tanrı'nın verdiği nimetlerle yaşayıp, para-mara derdi olmayan insan bunlar. Şimdi Tanrı dedim diye hiç kimse bana Cennet'e mi Cehennem'i mi gidecekler onlar? diye sormasın. Oralara daha giden de yok zaten. 2o11 yılında hala bu soruların cevaplarını almak isteyen gençleri görmek insanı rahatsız ediyor.

Sevdiğim iki mevsim yaz ve kış. Biri benim doğduğum diğeri de sevgilimin doğduğu yaz mevsimi olduğundan değil. Kışın üşüyüp sevgiliye sarılma isteğinden ya da onunla beraber denize girme hevesinden olabilir. Denizsiz yaşayamam. Tabi sizin zannettiğiniz boğazı olan kara denizler değil bunlar. Masmavi, dibi görünen, altınkumlu denizler. Tabi bununda sakıncası yok değil. Suyun altı göründüğünden denizde sevişirken bazı problemler yaratabilir.

Kum, güneş, deniz deriz de bu yazın en iyi şarkılarını da söylemek gerekirse ben; Welcome to St. Tropez (DJ Antoine vs. Mad Mark Remix) ve Alexandra Stan - Mr. Saxobeat derim. Tabi şarkılar Eylül ayında vaadesini tamamladıklarından apaçi şarkısına döndü o da ayrı konu.

Saxobeat'in üzerinde fazla durdum biliyorum ama nasıl durmayayım ki? Küçükken biz erkeklerin söylediği; "Alexandırrrrr, s.k sallandır, indir, kaldır, havalandır" tekerlemesinin bire biri şarkı. Kadının adı da Alexandra olunca bizden mi araklamış acaba diye sordum kendi kendime. Şarkının sözleri de şu işte; "indir kaldır ferahlandır, harekete geçir beni..." Bilirsiniz Rumenler yaz şarkısız kalamaz. Alexandra'nın  Inna'dan sonra patlaması da büyük başarı. Tabi şarkıları bel altı lolipop tadında olduğundan ilgimiz ondan herhalde.

Bu yaz beni en çok üzen şey her Fenernahçeliyi üzen konulardı. Hakedilen bi şampiyonluğun gölge düşürmek için elinden geleni ardına koymayan imamın futbolcuları Türkiyede son Cumhuriyet'i de yıkmak için çabalıyor ve biz böyle söylediğimizde siz de buna gülüyorsunuz ya Allah belanızı versin. Şikeli-mikeli değil şakalı-şukalı bir iddia bunlar. İnanın bu badem bıyıklılar sonunda istediklerini ulaşacaklardır. Şuan bahsettikleri şike görüntülerini fotomontaj yapmakla uğraşmaktadırlar. Onlar istedikleri gibi birini suçlayabilir ve istedikleri gibi suçlu da çıkarıp yargılayabilirler. Hatta olduğu gibi yargılamadan bile infaz edebilirler. Artık el atmadıkları hiç bir şey kalmadı malesef. Deniz feneri derneğinde de açıkca ne yaşandığı belli oluyor zaten. Fazla konuşmamıza gerek yok. Adamların şu bizim aptal Türkler'in üzerinde o kadar büyük etkisi var ki daha 2 ay öncesine kadar el sıkışıp, kardeş kardeş anlaştığı Suriye Devlet Başkanını şuan düşman ilan etti. Suriye'ye girmek için de 15-20 sene önceki Abdullah Öcalan'ın Suriyede'ki fotoğraflarını yayınlıyorlar. Ulan imansız şimdi niye çıkarıyorsun o fotoğrafları. 5 sene önce aklın nerdeydi? Bunca şehit verirken İsrail'e atıp tutmada ayrı hikaye. Gündem değiştirmekte üstlerine yok. Sıkıştıkları anda Fenerbahçe-Ergenekon...

Işık Koşaner'in sesin kaydedip, başkalarının eline veren o vatan hainleri ordunun içinde şuan üst makamlara gelirken Işık paşa'ya şantaj edip istifa ettirmeleri... Bu bir tam şerefsizliktir. Açıkcası ben uzun zamandır ordumuzun generallerinden nefret etmekteydim. Hele hele bana ismi gıcık gelen Işık paşadan bile. Fakat o ses kayıtlarından anladım ki bu adam için bile şehit olurum ben. O konuşmalardan sonra bir genelkurmay başkanı istifa nasıl edebilir ki? Evinin badanasını erlere yaptıran üstlere kızdığı için mi istifa etti bu adam? Çok yazık çok. Ülkenin düştüğü duruma bak. Ordunun en yüsek mertebesindeki adam dinlenebiliyorsa bu ülkede şehit vermemiz çok normal. Ben hainleri sadece dağda zannederdim oysa...

Geçelim sizin Facebook'tan tanıdığınız ya da artık Facebook şairi desek yerinde olur sanırsam; Can Yücel'e. Adamın mezarına utanmadan şarap döken zihniyet ve ondan daha pis bi zihniyete sahip olan mezar yıkıcıları. İşte ben bu ülkeden bu yüzden nefret ediyorum. Tamam adamlar şarap dökmüş, olabilir. Vasiyet diyolar ama yok öyle bişey, adamlar şairleri karıştırmış o kadar. Çift hata birden yapmış E peki sen be imansız? Senin dininde mezara saygı, ölüye saygı yok mu? Sen bunu yaparak sevap mı kazanıyorsun? Senin yaptığın daha büyük bi hata değil mi? Şarapçılar tarafımda olduğum da zannedilmesin hani. Hepiniz aynı ama ayrı boksunuz. Türkiye'den değil de Türklükten iğrenme sebepleri bunlardır işte.

Ne biçim milletiz lan biz? Dün milli maç oynanıyor, bütün dünya bizi izliyor. O şerefsiz sözde Uefa başkanı Platini maçı orada izliyor. Zaten adam Fransız, sen bir de utanmadan havai fişek patlatıp insanlara zarar veriyorsun. Gurbetçisi filanı yok işte. Anlayın artık adamların niçin Türklerden nefret ettiklerini, neden bize barbar dediklerini. Gerizekalı bir milletiz yalan mı? Bu arada bu millet Arda'nın deyimiyle tüm halklardan oluşur o da biline.

30 Mart 2011 Çarşamba

Alexle Sonsuza...


2004 Fenerbahçe,

1. çocuk Mario Eduardo,

2005 Fenerbahçe,

2006 Fenerbahçe,

2. çocuk, Antonia,

2007 Fenerbahçe,

2008 Fenerbahçe,

2009 Fenerbahçe,

Başbakan 3 çocuk istedi,

2010 Fenerbahçe,

3. çocuk Felipe,

2011 Fenerbahçe,

Alexle Sonsuza Fenerbahçe,

Bilmem kaçıncı çocuk.

Keşke herkes Alex kadar zengin olsa...

Brezilyalılar'ın bi atasözü var; 'Kazandığın topraklarda üre...'

Bizim de elementary school terk ayarında tekerlememiz vardır;

''Aleeeeeeeeksandır,

S*k sallandır,

İndir,

Kaldır,

Havalandır...''

25 Şubat 2011 Cuma

Yaşamaşk

24 Şubat 2o11 Perşembe Saat : o8.28:3o

Çarşamba gecesi moralim çok bozuktu. Yaşama isteğimi kaybetmiş gibiydim. Böyle zamanlarda uyumak en iyi ilaçtır ya erken yatmıştım geceden. Haliyle dün erken uyandım. Uyku modundan çıkmak için televizyonu açmıştım. Yatağımda NTVSpor'u izliyorum. Bir izleyici canlı yayına telefonla bağlandı. Diyaloglar öyle çarpıcıydı ki pus dolu gözlerim birden açılmıştı. Bir saniye bile fazla o yatakta duracak halim kalmadı. Bilmiyorum belki ben abartıyorum ama o diyalogları  o an duysanız belki sizler de kötü duruma düşebilirsiniz. Merak ettiğinizi biliyorum. Amacım sizin moralinizi bozmak değil ama paylaşmak istedim.

Program sunucusu : İzmir'den Kadir Levent bizlerle birlikte, Kadir bey İzmir'e ve size günaydın.

Kadir Levent : Günaydın Murat bey, günaydın Mert bey.

Program sunucusu : Buyrun efendim.

Kadir Levent : Efendim benim Fenerbahçeyle ilgili bir yorumum olucak ve görüşlerinizi rica ediyorum. Benim görüşüm Stoch'la ilgili. Yani Fenerbahçe büyük bir umutla Stoch'u aldı. Tabiki formsuzluk, sakatlık bilemeyiz ayrıca ben görme engelliyim ama çok fanatik denilebilecek bir Fenerbahçeliyim. En azından sol kanattan bir oyuncu çıkarıldığında oraya Stoch alınması... oraya monte edilemez mi..? Örneğin; Beşiktaş maçında 4-2 öne geçtikten sonra Dia alınıyor, oraya bence Stoch'un alınması...

...

( Program sunucusu görme engelli olan dinleyicisine saygı amaçlı başını eğer ama telefondaki kişi bunu göremez. )

Herkes gibi başta izleyici sandığım insan malesef sadece dinleyiciydi.

O, yaşadığı güzel şehir İzmir'i göremiyor, dinliyordu sadece gözleri hep kapalı.

O, 7/10 programına telefonla bağlanmak için yakınlarından yardım istiyor,

O, tuttuğu şanlı tarihi olan takımın oyuncularını, gollerini,

O, NTVSpor'un mankenden bozma kadın sunucularını göremiyor,

O, bizim gibi ofsayt ya da penaltı tartışması yapamıyor,

O, sarı ve laciverti gözleriyle değil gönlündeki ışık ve aşkla görüyordu...

O an düşündüm; bu bir spor aşkı mı, futbol aşkı mı, yoksa Fenerbahçe aşkı mı diye..?

Bu ne spor aşkı, ne futbol aşkı ne de Fenerbahçe aşkıydı...

Sadece yaşama aşkıydı...

Bu da bana iyi bi ders oldu...

http://www.yildiz.tv/?act=dvr&chan=ntvspor NTVSpor 24 Şubat 2o11 Perşembe Saat : o8.28:3o

Tavsiye Etmem

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...