Kişisel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kişisel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Haziran 2012 Pazar

57

İşte Türkiye'nin en sıcak şehri; memleketim Aydın...
Ben yıllarca bunun mücadelesini verdim. Gelin, görün, pişin, gidin dedim ama anlatamadım. Bazılarına ... olsun....

Link

13 Ocak 2012 Cuma

Boynuma Geçirdiğin Bir Haç Kolye...

Unutulmaz bir 7 Ocak günü yaşadık beraber. Birbirimize yazdığımız mektupların göz göze okunduğu bir günde ona yeniden ve fazlasıyla aşık olduğuma eminim. Hep 88 yılının 7 Ocak'ını hatırlardım doğum günümü anmak için ama artık benim yeni bir doğum günüm var. 7 Ocak 2o12...

Ben giderken gözlerin ağlıyor sen ağlayamasanda. Hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyor gözbebeklerin. Gözyaşlarında kendimi görüyorum yanaklarına akarken...
Kalbinin çırpınışını, içindeki isyanı bastırdığını hissedebiliyorum o an. Ben seni senin yanındayken bile özlüyorum sevgilim. Veda çanı çalınca Haçlı seferine çıkmış asker gibi hissediyorum kendimi. Çaresiz ve mecburiyetle. Son öpücüğün ise boynuma geçirdiğin bir haç kolye...

Coldplay - Vive la Vida

19 Kasım 2011 Cumartesi

İş Günlüğü I

Bir şirkette menajer olarak işe başladım. Kamu ve şirket arasındaki iletişimi ve işçi yönetimi falan filan diye giderim de kelimeleri modernleştirmeye gerek yok. Benden yaşça büyük insanları yönetmek, yönlendirmek oldukça zor. Hele hele benim için takım elbise giymek, kısa ve düz saçla sokağa çıkmak daha zor.

5 günlük yeni işimde gözlemlediğim kadarıyla alt sınıf diye nitelendirdiğimiz vasıfsız elemanlar daha çok mütevazi. Bilgi ve eğitimden yoksun olmaları bazılarını yüksek oranda kaba hale sokuyor. Tabi eğitim derken okulda verilen eğitim değil. Aile eğitimi tüm eğitimlerden daha önemli. İşyerinde en çok sinirimi bozan şey; ayıya dayı diyerek bir yerlere gelen paçoz insanların O2 basmaları. Fok balığı gibi konuşan balina kadınlar, kendilerini kem gözlere pazarlayan kızlar... Yükseklerden aşağılara bakıp daha üzerinde kimlerin olduğunu göremeyen yalayıcılar. Kısacası iş dünyası, basit eşitsizlikler...

Çalışmamayı çalışmaya bu yüzden tercih ederim. Tüm gün uyumak, sevişmek, pc başında geçirmek, tv izlemeyi kim istemez ama insan çalışırken Rıdvan'ı, Acun'u hatta Ömer Çelakıl'ın saçlarının neden öyle olduğunu bile anlıyor. Saatlerini 7/24 ekranların önünde geçiren bu insanların tek amacı var o da para. Hiç biri kendi işini yapmadan ekran önünde oturarak para kazanıyor. Tatlı iş. Kim istemez ki? Birini unuttun diyeceksiniz; Okan Bayülgen'i. Baba olduktan sonra değişmedi mi sizce. Onu artık Acunla aynı sınıfa sokmak imkansız. Kendisine iyi bir kanal seçti. Türkiyede en düzeyli program yapan kanalda şuan. En sevdiğim kanal diyemeceğim çünkü normal anten TV 8 malesef artık yok. Sabahtan akşama kadar Van ile ilgili program yapan CNN Türk'te yok ama. Olsa da listemden çıkarırdım tabi ama o ayrı mesele. Pazar günü Vanda dükkanların kapalı olmasını haber eden zihniyetin ben... İzlemeyin, izlettirmeyin.

7 Eylül 2011 Çarşamba

Elveda 23. Yaz

Hava sıcaklıkları hala 35'in üzerinde seyir etse de bir yaz mevsiminin daha hayatımızdan geçip gittiğini dün akşam Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisiyle anlamış bulunmaktayız sayın seyirciler. Eğer bir anı defterim olsaydı onu dolduracak çok şey yazabilirdim bu yaz için. Dizi filan izlemem fakat reytinglerde ne var ne yok diye genelde bakarım. Dün gece Türkiye'nin %6o'ı Öyle Bir Geçer Zaman ki izlemiş. Bu da her zaman bahsettiğim Aziz Nesin hipoteziyle eş değer olacak ki diğer %2o'si sabah 11.oo sularındaki Doktorlar'ı reyting kralı yapmış.

Sadece benim milletim mi bu kadar aptal diye sormuyor değilim hani? Kusura bakmayın ama bu ülkede reyting alan dizi, film ya da yarışma genelde alt sınıflara hitap ediyor. Alt-üst sınıfı dediğim zengin-fakir ayrımı değil tamamen akıl ve mantıkla ilgili birşey. "Sadece bende mi sorun var acaba?" diye kendime sormadığım için de çok mutluyum ayrıca...

Geçen akşam Human Planet'in bi bölümünü izledim. Gerçek hayatta neler olup bittiğini bilmeyen insanlar var hala. Yağmur ormanlarında sıkışıp kalmış, dış dünyayla ilgisi olmayan insanlar... Aslında gerçek hayatı yaşayan insanlar. Bizim gibi, 'insanların yarattığı bir dünyaları' yok onların. Tanrı'nın verdiği nimetlerle yaşayıp, para-mara derdi olmayan insan bunlar. Şimdi Tanrı dedim diye hiç kimse bana Cennet'e mi Cehennem'i mi gidecekler onlar? diye sormasın. Oralara daha giden de yok zaten. 2o11 yılında hala bu soruların cevaplarını almak isteyen gençleri görmek insanı rahatsız ediyor.

Sevdiğim iki mevsim yaz ve kış. Biri benim doğduğum diğeri de sevgilimin doğduğu yaz mevsimi olduğundan değil. Kışın üşüyüp sevgiliye sarılma isteğinden ya da onunla beraber denize girme hevesinden olabilir. Denizsiz yaşayamam. Tabi sizin zannettiğiniz boğazı olan kara denizler değil bunlar. Masmavi, dibi görünen, altınkumlu denizler. Tabi bununda sakıncası yok değil. Suyun altı göründüğünden denizde sevişirken bazı problemler yaratabilir.

Kum, güneş, deniz deriz de bu yazın en iyi şarkılarını da söylemek gerekirse ben; Welcome to St. Tropez (DJ Antoine vs. Mad Mark Remix) ve Alexandra Stan - Mr. Saxobeat derim. Tabi şarkılar Eylül ayında vaadesini tamamladıklarından apaçi şarkısına döndü o da ayrı konu.

Saxobeat'in üzerinde fazla durdum biliyorum ama nasıl durmayayım ki? Küçükken biz erkeklerin söylediği; "Alexandırrrrr, s.k sallandır, indir, kaldır, havalandır" tekerlemesinin bire biri şarkı. Kadının adı da Alexandra olunca bizden mi araklamış acaba diye sordum kendi kendime. Şarkının sözleri de şu işte; "indir kaldır ferahlandır, harekete geçir beni..." Bilirsiniz Rumenler yaz şarkısız kalamaz. Alexandra'nın  Inna'dan sonra patlaması da büyük başarı. Tabi şarkıları bel altı lolipop tadında olduğundan ilgimiz ondan herhalde.

Bu yaz beni en çok üzen şey her Fenernahçeliyi üzen konulardı. Hakedilen bi şampiyonluğun gölge düşürmek için elinden geleni ardına koymayan imamın futbolcuları Türkiyede son Cumhuriyet'i de yıkmak için çabalıyor ve biz böyle söylediğimizde siz de buna gülüyorsunuz ya Allah belanızı versin. Şikeli-mikeli değil şakalı-şukalı bir iddia bunlar. İnanın bu badem bıyıklılar sonunda istediklerini ulaşacaklardır. Şuan bahsettikleri şike görüntülerini fotomontaj yapmakla uğraşmaktadırlar. Onlar istedikleri gibi birini suçlayabilir ve istedikleri gibi suçlu da çıkarıp yargılayabilirler. Hatta olduğu gibi yargılamadan bile infaz edebilirler. Artık el atmadıkları hiç bir şey kalmadı malesef. Deniz feneri derneğinde de açıkca ne yaşandığı belli oluyor zaten. Fazla konuşmamıza gerek yok. Adamların şu bizim aptal Türkler'in üzerinde o kadar büyük etkisi var ki daha 2 ay öncesine kadar el sıkışıp, kardeş kardeş anlaştığı Suriye Devlet Başkanını şuan düşman ilan etti. Suriye'ye girmek için de 15-20 sene önceki Abdullah Öcalan'ın Suriyede'ki fotoğraflarını yayınlıyorlar. Ulan imansız şimdi niye çıkarıyorsun o fotoğrafları. 5 sene önce aklın nerdeydi? Bunca şehit verirken İsrail'e atıp tutmada ayrı hikaye. Gündem değiştirmekte üstlerine yok. Sıkıştıkları anda Fenerbahçe-Ergenekon...

Işık Koşaner'in sesin kaydedip, başkalarının eline veren o vatan hainleri ordunun içinde şuan üst makamlara gelirken Işık paşa'ya şantaj edip istifa ettirmeleri... Bu bir tam şerefsizliktir. Açıkcası ben uzun zamandır ordumuzun generallerinden nefret etmekteydim. Hele hele bana ismi gıcık gelen Işık paşadan bile. Fakat o ses kayıtlarından anladım ki bu adam için bile şehit olurum ben. O konuşmalardan sonra bir genelkurmay başkanı istifa nasıl edebilir ki? Evinin badanasını erlere yaptıran üstlere kızdığı için mi istifa etti bu adam? Çok yazık çok. Ülkenin düştüğü duruma bak. Ordunun en yüsek mertebesindeki adam dinlenebiliyorsa bu ülkede şehit vermemiz çok normal. Ben hainleri sadece dağda zannederdim oysa...

Geçelim sizin Facebook'tan tanıdığınız ya da artık Facebook şairi desek yerinde olur sanırsam; Can Yücel'e. Adamın mezarına utanmadan şarap döken zihniyet ve ondan daha pis bi zihniyete sahip olan mezar yıkıcıları. İşte ben bu ülkeden bu yüzden nefret ediyorum. Tamam adamlar şarap dökmüş, olabilir. Vasiyet diyolar ama yok öyle bişey, adamlar şairleri karıştırmış o kadar. Çift hata birden yapmış E peki sen be imansız? Senin dininde mezara saygı, ölüye saygı yok mu? Sen bunu yaparak sevap mı kazanıyorsun? Senin yaptığın daha büyük bi hata değil mi? Şarapçılar tarafımda olduğum da zannedilmesin hani. Hepiniz aynı ama ayrı boksunuz. Türkiye'den değil de Türklükten iğrenme sebepleri bunlardır işte.

Ne biçim milletiz lan biz? Dün milli maç oynanıyor, bütün dünya bizi izliyor. O şerefsiz sözde Uefa başkanı Platini maçı orada izliyor. Zaten adam Fransız, sen bir de utanmadan havai fişek patlatıp insanlara zarar veriyorsun. Gurbetçisi filanı yok işte. Anlayın artık adamların niçin Türklerden nefret ettiklerini, neden bize barbar dediklerini. Gerizekalı bir milletiz yalan mı? Bu arada bu millet Arda'nın deyimiyle tüm halklardan oluşur o da biline.

23 Ağustos 2011 Salı

Birileri Değil Biri İçin Yaşamak...

Selamün Aleyküm ..! Ay çok mu sönük..? Anken Stein o zaman...

Ben, evet ben. Tekrar ben. Geri mi döndüm dersiniz..? Yoo, only mod matematik...

Marjinal, -4 derece esprilere sahip bendim hep. Özenti değildim ama yalan mı? Chokella bıçaklayan antipatik adam ya da çocuk derdiniz bana. En azından herkes gibi olucam diye kıçımı yırtmadım hiç bir zaman. Şimdi olduğu gibi övünmeyi amaç edinen bir insandım ben. Şunu söylemekle şuan mütevazi oldum biliyorum ama bu cümleyi yazınca mütevaziliğim kalmadı değil mi? (Parantez içinde yazılanı okursanız yeniden toparladığım mütevazilik yine kalmayacak) Okumayın sizde ya da okuyun ne bileyim artık beni birisinin okuyup okumaması süperligden aşşaaa kasımpaşa...

Marjinaldim dedik özenti olmaktan kaçınmaktı sadece. Mesela; twitter, formspring, facebook hesabımı kökten silmeyi başarı olarak gördüm hep. Onca hesap dondurup blowjob yapanlardan, facebook'tan vatan kurtaranlardan uzaklaşmak güzeldi mesela. Tabi bunda sevgilimin payı çok büyük. 8 aydır sizin sosyalleşme olarak gördüğünüz @sosyalleştiren hesaplarım yok benim. Bloglada pek ilgilenmiyorum. Bilirsiniz aşk fedakarlık ister...

You make me this,
Bring me up,
Bring me down,
Playing sweet,
Make me move like a freek,
Mr. Saxo Beat.

Doğma büyüme Paris çocuğu olmadık tabi. Zaz dinlemiyoruz en azından. İzlediğin dizileri say desen Cnbc-e dizilerini bilmem ama bilenler gibi doktorları da izlemem. Fakat bir dizi Kanal D yada Show Tv'de yayınlanıyorsa muhakkak 10 dakika göz atmış ol, asla seyretmiş olma fakat dizi hakkında sayfalarca eleştiri yapabil. Çok gideri var. Muhabbetin artar mesela. Yalnız kalmazsın. Konuşabilirsin insanlarla. Sonra başka ne önereyim ki sana? Ateist ol mesela. Çok kız düşermiş gökten hem yobazda demezler sana. Marjinal, orijinal bi tip olursun. Neyse...

Twitterda, facebook'ta floransa soylularına imrenmişimdir hep. Hani gittiği yerleri anında yazıp hava atma çabalarına giriyorlardı ya o çok hoşuma gidiyordu. Hala var mı bilmiyorum..? @çeşme... Eee..? Eeesi ne abi adam su içiyor işte. Sıçarken de yazmıyorlar mı sanki..? @Bodrum yazıncada bi elinde balta bi elinde odun sabah akşam bodrum katında hayal ederdim onları. Çoğu arkadaşım yapardı bunu. Birisinin sonu hazindi bu konuda. Peki noldu? Askerlik sebebiyle batman'a giden arkadaş facebook ve twitter'ını kapamıştı. @batman yazmak zor muydu o kadar? Daha düne kadar Supermandiniz oysa...

Bi ara da biscolata erkekleri vardı. Kızların yanıp tutuştuğu erkekler. Heh hadi lan ordan hepsi şakirtti aslında. Ee nasıl oluyor? Hani kızlar ateistlerden hoşlanırdı? Yok demek öyle bişey. Denklem şöyle vereyim; Şakirt > Bim > Şölen > Biscolata > Biscolata Erkeği. Zaten şölen değil schoolen olsaydı o reklamda çikolata yerken orgazm geçiren kadınlar olmayacak mıydı..?

İğreniyorum insanlardan. Sizlerden. Sistemden. Siz boka batmış bi dünya sisteminin parçalarısınız. Günü yaşayıp iki gün öncesini unutan insanlarsınız çünkü. Gerizekalı insanlar. Sizden nefret ediyorum. Çok mu ergenim. Yok ben ölmek istemem yinede. Ülkemden nefret ettirdiniz ama. Yaşamak istemiyorum bu ülkede demiycem. İktirip gidin lütfen. Binlerce beyni boş insanın mal gibi yaşamasını istemiyorum. Geberin.

Başkaları için yaşıyorsunuz? Nasıl hala farkında değilsiniz? Haa soracaksın şimi ya sen diye? Birileri için değil sadece biri için yaşıyorum bu dünyada. Sevgilim yani eşim için. Onun için, hanifem için... Bol bol su için...

23 Nisan 2011 Cumartesi

Acıbadem S..... Grubu

Turkcell sağlık paketine üye olduğum için ara sıra mesajlar filan geliyo. Harfi harfine geçiriyorum;

''Maceraci olun. Cesitli meyvelerden zevk almak icin tat yelpazenizi genisletmekten korkmayin./Acibadem Saglik Grubu''

Neyin peşindesiniz..?

17 Nisan 2011 Pazar

Okulda Hiç Kimseyle Konuşmayan Erkek

Boşuna yazma gerekliliği hissetmedim. Benim ya da bizler için ne dediler hepsini ekledim. Tabi hakkımızda doğru konuşanları.

üniversite sıralarında rastladığımız bu insanlar, sanılanın aksine mal değildirler efendim, sosyallik denen ne idüğü belirsiz durumun akışına kapılmamış, bir birey olarak yeryüzünde sonuna dibine kadar yalnız olduğunun farkında olan, çevresindekileri çoğu zaman basit, sıradan insanlar olarak gören, onları böyle kabul etsede aralarına girmeye çalışmayı gururuna yediremeyen, kimseden ders notu istemeyen, kopya çekeceğine yanlışta olsa kendi bildiğini yapan. Yalnız ama başı dik kimselerdir.

sınıfa girdiğinizde sınıfın tüm kokoş kızları sizi süzer ve erkekleri de aptal aptal bakarsa yapılacak en güzel harekettir.kızların tüm sosyal aktiviteleri saç renginin ne olduğu, tüm erkeklerinde futbol ve seks dışında yaşanan hiç bir şey ile ilgilenmemesi de sebepler arasındadır.

öncelikle normal insandır. ya anlatacak iyi bir şeyi yoktur, ya da onu anlayacak birileri olmadığını düşünüyordur. belki sadece sınftakilerle konuşmuyordur. efendim onun da bir çevresi vardır elbet, pek bulaşılmasını önermem kendilerine, ummadığın taş baş yarar. ben de konuşmam kimseyle neredeyse sınıfta, konuşsam dinlemiyorlar doğru dürüst, tam ilginç bir şey anlatacakken hikayenin ortasında kendi hikayelerine başlıyorlar, konuşmayınca da hiç konuşmuyorsun, içine kapanıksın, odunsun oluyoruz, sizsiniz odun af edersin.

Şu anda kendisiyle aynı sınıfta bulunduğum kişi.ismi lazım değil,4 sene boyunca hiç bir kimseyle tek bir kelime konuştuğunu görmedim kendisinin.Ama kendi suratsızlığından değil, içine kapanıklığından, çekingenliğinden belki de kendine olan güvensizliğinden. Sınıfta en arkada köşede tek başına oturur,ders aralarında müziğini dinler insanları seyreder. Durumu hem beni üzmüştür,hem de bende merak uyandırmıştır. 5.senenin başında dayanamayıp kendisiyle tanışma girişiminde bulundum ve bundan da çok mutlu oldum. Şu an itibariyle kendisinin tek arkadaşı konumundayım, en azından fakültede.

bu kişi bizzat benim. görmüş olduğum üzere bu kişi 'cool'dur 'asosyal'dir 'içine kapanık' tır 'utangaç' tır 'psikolojik sorunları' vardır hatta maldır dışardaki sosyal hayatı daha fazladır vs. kısmen de olsa birçoğu doğrudur evet ben içine kapanığım doğru evet ben utangaçım asosyalim zavallı bir varlığım psikolojik sorun olarak depresyondayım* iki kelimeyi bir araya getirmekten aciz birisinden birşey isterken utanan sıkılan renkten renge şekilden şekile giren bir insanım içime kapanık olduğumdan dolayı konuşmak ızdırap gibi geliyor her kelime boğazımda düğümleniyor birisi benle konuşmadığı sürece tek kelime bile etmem zaten insanların çoğuylada muhattab oluncak gibi değil bence en arka sıraları okulda ve dersanade çok ama çok sevdim bütün sınıfın tuhaf bakışları benim üzerimdeydi hatta dersanedeyken kızın teki artık 3 ders tek kelime bile etmediğimi görünce artık sıkıştırmaya başladı "neden konuşmuyorsun ? konuş bişeyler de vb." tabiki o zaman sinir olup çekip gitmiştim kantine. herneyse bana kattığını düşündüğüm tek iyi tarafı çevredekilerin kişiliklerini karakterlerini davranışlarına söyledikleri sözlere bakarak kolayca çözebilmek. herkes tuhaf gözle bakar veya bir tahminde bulunur nedir bu çocuk ne değildir diye fakat aslında beni anlayan kimse yok. yalnızlıktan keyif almıyorum arada bir sosyal ortamlara bakıp imremdiğim oluyor fakat katılmak ve konuşmak cesaretim olmayınca uzaktan bakmakla yetiniyorum tabiki bu durum beni çok fazla yıprattı hala daha yıpratıyor kaç kere geceleri yorganın altındayken ağladığımı sayamadım neden ben böyleyim dediğim günleri o kadar çoklar ki sayılamayacak kadar hemde çözümü yok gibi görünsede aslında var olduğunu biliyorum fakat o çözüm benim içimde değil ben bulamam artık bunu çok iyi biliyorum.

25 Şubat 2011 Cuma

Yaşamaşk

24 Şubat 2o11 Perşembe Saat : o8.28:3o

Çarşamba gecesi moralim çok bozuktu. Yaşama isteğimi kaybetmiş gibiydim. Böyle zamanlarda uyumak en iyi ilaçtır ya erken yatmıştım geceden. Haliyle dün erken uyandım. Uyku modundan çıkmak için televizyonu açmıştım. Yatağımda NTVSpor'u izliyorum. Bir izleyici canlı yayına telefonla bağlandı. Diyaloglar öyle çarpıcıydı ki pus dolu gözlerim birden açılmıştı. Bir saniye bile fazla o yatakta duracak halim kalmadı. Bilmiyorum belki ben abartıyorum ama o diyalogları  o an duysanız belki sizler de kötü duruma düşebilirsiniz. Merak ettiğinizi biliyorum. Amacım sizin moralinizi bozmak değil ama paylaşmak istedim.

Program sunucusu : İzmir'den Kadir Levent bizlerle birlikte, Kadir bey İzmir'e ve size günaydın.

Kadir Levent : Günaydın Murat bey, günaydın Mert bey.

Program sunucusu : Buyrun efendim.

Kadir Levent : Efendim benim Fenerbahçeyle ilgili bir yorumum olucak ve görüşlerinizi rica ediyorum. Benim görüşüm Stoch'la ilgili. Yani Fenerbahçe büyük bir umutla Stoch'u aldı. Tabiki formsuzluk, sakatlık bilemeyiz ayrıca ben görme engelliyim ama çok fanatik denilebilecek bir Fenerbahçeliyim. En azından sol kanattan bir oyuncu çıkarıldığında oraya Stoch alınması... oraya monte edilemez mi..? Örneğin; Beşiktaş maçında 4-2 öne geçtikten sonra Dia alınıyor, oraya bence Stoch'un alınması...

...

( Program sunucusu görme engelli olan dinleyicisine saygı amaçlı başını eğer ama telefondaki kişi bunu göremez. )

Herkes gibi başta izleyici sandığım insan malesef sadece dinleyiciydi.

O, yaşadığı güzel şehir İzmir'i göremiyor, dinliyordu sadece gözleri hep kapalı.

O, 7/10 programına telefonla bağlanmak için yakınlarından yardım istiyor,

O, tuttuğu şanlı tarihi olan takımın oyuncularını, gollerini,

O, NTVSpor'un mankenden bozma kadın sunucularını göremiyor,

O, bizim gibi ofsayt ya da penaltı tartışması yapamıyor,

O, sarı ve laciverti gözleriyle değil gönlündeki ışık ve aşkla görüyordu...

O an düşündüm; bu bir spor aşkı mı, futbol aşkı mı, yoksa Fenerbahçe aşkı mı diye..?

Bu ne spor aşkı, ne futbol aşkı ne de Fenerbahçe aşkıydı...

Sadece yaşama aşkıydı...

Bu da bana iyi bi ders oldu...

http://www.yildiz.tv/?act=dvr&chan=ntvspor NTVSpor 24 Şubat 2o11 Perşembe Saat : o8.28:3o

29 Ocak 2011 Cumartesi

... Nefret Ederim..!


Son günlerde moda oldu ya ''ben hayatta üç şeyden nefret ederim'' maddeleri...

Bu iş modayken yazayım dedim bende... 13 maddemi...
1ir; sokakta binlerce insanın önünde iken boxerınmın kıçımın arasına kaçması,

2ki; Müziği son ses açtığımda annemin kapa şunu diye bağırması,

3ç; ayakkabımın bağıcıklarını bağladıktan sonra içinde taş olduğunu farkedince bağıcıkları tekrar çözerken dar kot pantolonumun arasının yırtılması,

4ört; buz gibi havada duş alırken 23 dakika boyunca sıcak ile soğuk suyu bir türlü ayarlayamadan sıcak suyun kalmaması,

5eş; minübüste yaşlı bir teyzenin şoförle birbirlerine dargınmış gibi; oğlum şu parayı uzatır mısın dediğinde parayı uzatmak için ayağa kalktığımda yerime başka birinin oturması,

6ltı; pijamalarla evin en güzel koltuğunda uzanırken gecenin bi vaktinde misafir gelmesi,

7edi; kumandayı alıp yine koltuğun has köşesine derin nefes alarak yayıldığın anda tv'nin açma düğmesine basmadığımı farketmem,

8ekiz; Yeni alınan tişörtün etiketinin sürekli enseye batmasından,

9okuz; Yeni giydiğim çoraplarla banyodaki ıslak terliklere basmaktan,

1n; ''ne kadar hızlı mesaj yazıyorsun..?'' sorusuyla yazdığım mesajı okumaya çalışan götlerden;

1bir; karşıdan gelen tanıdık birini gördüğümde cep telefonunu karıştırma numarası yapıp yanımdan geçen şerefsizlerden,

1iki; uzun süre giyilmeyen elbisenin içinden para çıktı diye sevinmişken, paranın tedavülden kalktığını görmekten,

1üç; film izlerken aıcıkıp iki dakikalığına mutfağa gidip ıvır-zıvır bişeyler aldıktan sonra tv'nin karşısına tekrar geçtiğinde filmin reklama girmesinden,

NEFRET EDERİM..!

11 Ocak 2011 Salı

Soru - Cevap Part V


 Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi’nde, kız ve erkek öğrencilerin birbirlerine 45 santimetreden daha fazla yaklaşmak yasaklandı...

Eski 45'likler kalmadığı gibi 45'lik peniste bulmak zor o yüzden saçma bir uygulama...
...

Messenger'da kızların erkeklere yazması erkeklerin %6o'ını ereksiyona sokuyormuş..

Sevgilime msnimi kapatması için izin verdim ve o da hesabı kökten kaldırdı.
...

Kaldıramazsan Kaldırırlar Gülüüüm..?

Alttaki yorumlara rağmen gayet başarılı reklam, ismini duyurmayı başardı.


9 Ocak 2011 Pazar

Toplu Mim

Açıkca söylüyorum bloga bu aralar yazı yazmamamın büyük sebebi mimlerin birikmesiydi. Üşengeçliğime geldi. Kısmet bugüneymiş demekki. Kimseyi mimlemiycem çünkü siz bunları ben yokken yaptınız. O yüzden mimlenmedim diye okumuycak olanlar sayfayı kapatabilirler, şimdiden söyliim.

Öncelikle mergiz'in mimi; konumuz, belli bi yaşa gelip yap(a)madığımız 10 şey.

- Sex ( Yapmadığım )

- Resim ( Yapamadığım )

- Roman, hikaye tarzı kitap okuyamam ( Yapamadığım )

- Ayakkabı bağıcını hala doğru düzgün bağlayamam ( Yapamadığım )

- Sigara içmedim ( Yapmadığım )

1o tane olucakmış ama benim yapamadıklarım ya da yapmadıklarım bu kadar. Geçelim diğer mimimize...

Mimleyen Arkadaşlar; LoveMeorLeaveMe, drukiyyes, Vişne Çürüğü..

1) Kaç yaşındasınız?
    Genelde yaşımı söylemem onun yerine doğum tarihi kullanırım; 7 Ocak 1988
 2) İsminizin son harfi ne?
   M yazılır eM okunur siz yine de Cem diyebilirsiniz.
 3) En sevdiğiniz renk?
  Sarı
 4) Kilonuz kaç?
   69 ( Bazı pozisyonlar için ideal kilo )
 5) Boyunuz kaç?
   1.71
 6)Ailenizin kaçıncı çocuğusunuz?
  2 erkek çocuğun abileriyim...
 7) En sevdiğiniz şarkı?
 8) Sizce sarışın mı esmer mi?
  Beyaz.
 9) Sigara kullanıyor musunuz?
   No Smoke...
 10) Alkol Kullanıyor musunuz?
 Bazen rakı...
 11) Çayı fincanda mı içersiniz, çay bardağında mı?
   Nerde olursa olsun farketmez. Çayı çok severim.

Neyse arkadaşlar belki akşam bir yazı daha yazarım. Şimdi sıra sizin bloglarınızı okumakta...

27 Aralık 2010 Pazartesi

Yangın

Yeni bir eve taşınıcağımız gün şimdiki evimizin yanması garip değil mi..? Geçen Cuma evimizde büyük bir yangın çıktı. Benim odam hariç tüm odalar yandı. Sadece tüpü alıp dışarıya çıkarmayı başarabildim. İtfaiye çağırmamıza rağmen duvarlardan geçen ateşi kendimiz söndürebildiğimize yine de şükrediyorum. Bi an öleceğimi düşündüm, Azrail neden hala gelmedi diye bekledim. Şok evresini atlattıktan sonra kovalarla su taşımaya başladım. Yangın sebebi fritöz. Fritöz patlayıp yağları da aspratöre sıçrayınca aspratör yanar ve üzerinde 1o-12 civarındaki çakmaklar patlar. Sonra sigortalar devreye girer. Bu ışık da neyin nesi diyerekten kapıyı açarım ve annemin cırtlak sesiyle beraber şoka girerim.

Bunca süredir o yüzden yokum. Şuan ev bakımda. Bana %52 katılaştırılmış mutsuz bir haftayı sağlayan anneme, belediyeye, Şili dışişleri bakanı Mariano Gonzalez'e teşekkürlerimi borç bilip saygıyla anıyorum efendim. Görüşmek üzere, hoşçakalın.

Kalan Can : 6

21 Aralık 2010 Salı

I Just Had Sex (feat. Akon)

Yarın bi yazı yaziim bari blogu boşlar olduk diye bişey yazsam çok aptalca olucak. Hepinizi gizlice takip ediyorum, yorum yapmasamda. Anlayın işte sizde idare edin.

Manyağın biri bi yazıma yorum yapmış. Türk değil kendisi o kesin de yaptığı yorum görünmüyor ne hikmetse gerçi yorum da yorum sayılmaz hani, sex sitesinin reklamını yapmış sexle ilgili yazımın altına, gizli yorum atmak nasıl oluyor onu merak ettim açıkcası.

Bugün hava sıcaktı, havanın sıcaklığından yararlanıp götünü başını açan koca koca kadınlar vardı. Koskoca resmi daireye shortla gelen kadın gördüm. Baktığımdan değil dikkat çekiyo yani şimdi. Biz öylelerine gösterme meraklısı deriz daha kaba tabiri vardır ama söylemeye gerek yok. Bu iş sanki bloglarda da var. Yani takip ettiğim, çok sevdiğim kız arkadaşlarımda görüyorum. Beni biliyorsunuz geri kafalıyım da biraz. Mesela; ''ben bugün adet oldum, regl oldum, 28'e takıldım'' yazılarını görünce düşünüyorum. Tamam bu çok normal bişey ama ben afedersiniz kasıklarım ağrıdığında bunu yazma gereği duymuyorum. Tabi herkesin kendi blogu ona da saygım var ne bileyim garip geliyor işte bana. Daha önce bahsettiğim; ''biz dün gece şu kadar alkol aldık hahaha'' gibilerinden yazılardaki gibi. Normalse yazılması da normaldir diyen arkadaşlarda haklı tabi ama bilmiyorum. Herkes ne yazarsa yazsın deyip kapatıyorum. Artık sizlere fazla karışmıyorum. Yorum yapmıyorum. İyi-kötü diyemiyorum ama böyle mutluyum.

Neyse yarınki yazımda görüşmek üzere. Yepyeni uyduruk bir şarkıyla geceyi kapatıyorum. İyi geceler.

I Just Had Sex (feat. Akon)

11 Aralık 2010 Cumartesi

Selam! Ben, Sevgilisi Olunca Arkadaşlarını KDV'siz Satan Kişiyim ( Michael Jackson İçerir )


Herkese selam eder, sizler dahil blogumu bile neredeyse gittigidiyorda satışa sunan ben özürdileyip birazcıkta olsa gönlünüzü almaya çalışsam da olmuycak zaten cümlem bile olmadı. Sustum, tamam sevgilim var biliyorsunuz. Onu seviyorum, beni ilk kez biri bu kadar çok seviyor. Değerimi biliyor. Senin adına mutlu oldum demenize gerek yok, çokta umurumda dediğinizi biliyorum. Kız arkadaşımın blogumu okuduğunu daha önce söylemiştim ki zaten okuduktan sonra ağzıma sıçardı. Gün gelecek kendime ''ne malmışım ben yaa'' diyeceğimi bildiğim halde yazıyordum ama artık gerçekten yazmak istemiyorum eskilerle ilgili şeyler. Her zaman geleceğe bakmak gerekir tabi ama hemen olmuyor malesef bazı şeyler. Asla bir daha sevemiyceğini düşünmesem de bi anda kimseyi sevemiyorsun ve sanırım ben bunu atlattım.Blogla ilgilenmememin tek nedeni buydu. İlişkimi düzene sokmak ve bi süprizim var; kız arkadaşımı blog açmasına ikna ettim. Kendisi ve arkadaşı daha doğrusu onu koruma ayağına beni görmeye gelen kısacası ailemle tanıştırıcam seni sözüne inanmayıpta kız arkadaşımla gelen elçisi şuan yanımda ve bunu yazarken bana bakıp gülümsüyo, arkadanda annemin babama bağırış melodisi geliyo. (8ex-en8'in annesinin cartlak sesi için ANNE yaz 8888'e yolla). Blogu eve gidince açıcak.  ''Ayy şimdi bunlar çifte kumrular gibi vıcık vıcık olurlarsa tiksinirim ben diyen 1.ooo.ooo kişi bulabilirim'' onu da biliyorum. O yüzden bu kadar yeter deyip, size daha önceden bahsettiğim muhteşem şarkının klibiyle beraber bırakıyorum. Bu arada KDV'siz gittim diye üzülmeyin en azından bedavaya vermedim. Sizleri seviyorum. Şimdi benim kız arkadaşımı evinin 2 sokak arkasına bırakmam gerekiyor, yarında buralarda olmayabilirim, Pazartesi okuluna uğurluycam, anlarsınız, görüşürüz ;)

<3 HOLD MY HAND <3

7 Aralık 2010 Salı

Kendimle Yüzleşiyorum VI


3 senelik ilişkimde aldatıldığımı daha doğrusu kandırıldığımı bugün öğrendim.

Bana ''seni seviyorum'' derken eski sevgilisiyle konuşuyormuş.

Oğlak burcuyum, doğuştan boynuzlarım var benim ne gerek vardı başka boynuza değil mi..?

Bugün anladım bütün kızların orospu olduğunu.

Hiç kimse alınmasın demiycem bu defa.

Her kız birinin orospusu, her erkek birinin pezevenki.

Beni üzdü tabi ama artık umurumda değil.

Nefret etmek sevmek değildir.

Bunu da bugün anladım.

Ben aslında daha büyük bişey anladım.

Kadınlar beni sevmez, sadece hayrandır.

Bob Sinclair - Love Generation (acoustic)
Dinle

3 Aralık 2010 Cuma

Hayvan Gibi Geliyorum


Ara'ya bak ne ara ama 2 günlük aradan sonra tekrar karşınızdayım sayın izleyiciler. Aslında hiç gitmedim aranızdaydım. Gizli, gizli bakındım. Bu sürede biraz ağladım ama kendimi bi video ile güldürmeye çalıştım. Sen de mutlaka izle ama yalnızsan izle, tık... Fake hesabımı açanı da buldum, s.kcem ama s.kemiyorum çünkü doğru örnek olmaya çalışıyorum :P

Ara uzuan değildi ama bu sürede bişey farkettim. Artık kola, gazoz gibi asitli içecekleri kendime yasaklıyorum. Sigaram, alkolüm yoktur ama bu lanet olasıcı kolayı su yerine içiyorum ben. Midem artık kaldırmıyor. Acı çektiryor bana onun yerine asitsiz içecekler içmeye çalışıcam. Umarım kolayı benim gibi su yerine içen arkadaşlar yoktur varsa hemen bıraksın.

Yarın bomba gibi demiycem klasik olmasın hayvan gibi geliyorum. Az kaldı. Bekleyin beni. Şuan hayatıma anlam yüklüyorum. Loading... █████████████] 99%

2 Aralık 2010 Perşembe

Ara


İyi değilim, internete bi süre ara vericem. En azından deniycem. Sizde bunlara bakıp gülümseyin işte. Kendinize dikkat edin. Görüşürüz bb...

1 Aralık 2010 Çarşamba

Soru - Cevap Part IV


Soru : En çok yanlış yazdığım kelime..?

'Sewgilim'. w kullanmanın tek zararı. Bazen çift 9 basıp sewgilim yerine sexgilim yazabilirsiniz. Cep telefonunda v yerine w kullanmak kolaylıktır, tıpkı q yerine g gibi...

Soru : Neden eskisi gibi güncel yazılar yazmıyorum..?

Ben herhangi bir gazetenin köşe yazarı değilim. Ben blog yazarıyım. Burası bir eğlence yeri olmalı.

Soru : Geçtiğimiz hafta diğer haftalardan farklı mıydı..?
Hayır. Roger Federer'in Nadal ile karşılaşması ve yine Federer'in kazanması, Nobre'nin Galatasaray'a yine gol atmasına kısacası El Clasico diyebilirdik. Tek farklı olan bişey vardı o da Barcelona'nın Real Madrid'e 4 atar diye beklediğimiz karşılaşmada 5 gol atmasaydı.

Soru : Alakası olmasa da Mesut Özil mi Nuri Şahin mi..?

Tabiki Nuri Şahin. Mesut Özil hakkında artık tek bir haber bile okumak istemiyorum. Bizim insanımız gerçekten çok aptal, olaya duygusal bakınca entel (akılcı) düşündüğünü zannediyor. Mesut Özil benim için yabancı bir futbolcu. Biz Türklerdeki yabancı hayranlığı bitmedikçe kendi insanlarımızın değerini hiç bir zaman bilemiycez. Yüzyıldır gelen bir şeyi değiştirmekte zor tabi. Açıp bakın, Osmanlı'nın Kurtuluş Savaşına girme nedenlerini; herkesin bir çıkarı var peki ya bizim; Enver Paşanın Alman hayranı olması. Almanya milli takımındaki Podolski memleketi olduğu Polonya'ya gol atınca vatandaşlıktan çıkarıldı, Mesut'ta attı vatandaşlıktan çıkaralım mı..? Tabiki hayır sadece Mesut Özilden bu kadar bahsetmeleri beni çok sıkıyor. Elimizde kalan sağlar bizimdir.

Soru : Kızlardan duyduğum en saçma cümle..?

''Erkek arkadaşım beni en yakın arkadaşımla aldattı.'' %2o4 haklı olabilir, çünkü denendi, test edildi, erkek için çok tatlı bişey ama onay veremem sonucunda acı çekersiniz. Kadınlar kıskançtır, arkadaşının sevgilisini elde etmek isteyebilir, tabi son kullanma tarihi geçene kadar. Burda tek suçlu erkek olamaz, kıza en yakın arkadaşının suçluluk oranı daha yüksektir.

Soru : Erkeksi müzik..?

Elite Force - The Law of Life
Dinle
İzle

Soru : Ben bugün mutlu muyum..?

Değilim. Çünkü hala doğru düzgün bir işim yok. Sabah 1o'dan akşam 1o'a kadar çalışırsam ki daha yolda var 11'e kadar sürer, kendime ayıracak zamanım kalmaz.

30 Kasım 2010 Salı

Fakebook Hesabımı Eklemeyin..!


Blogtaki arkadaşlara duyurulur. Sizi benim fake hesabım eklerse kabul etmeyin. Blogtan tanıdığım 2 arkadaşı ekleyip sarkıntılık yaptığını öğrendim. Benim gerçek hesabım; facebook.com/8exen8 linkine bağlantılıdır. Diğerini şimdi göremiyorum, engellemiş sanırım beni ama herhangi bir isimle kayıtlı değil profil numarası vardı ona eminim. Açanın kim olduğunu biliyorum ağzına da sıçacam tabi. He bu arada beni engellemeden önce gördüğüm kadarıyla yukarıdaki fotoğrafımı kullanıyordu. Linke bakmadan benim olduğuma inanan arkadaşlara soruyorum beni hiç mi tanımıyorsunuz sanki.

Kimim ben..?

Endülüsün başkentinde doğup hiç göremediği o toprakların hayaliyle yaşayan, sıcak denize aşık, adam gibi sevip erkek gibi sevemeyen, MJ'in hala yaşadığı zanneden, şuan dünyanın en yetenekli futbolcunun Diego Perotti olduğunu düşünen, Nutella ve Coca-Cola'ya inat Chokella ve Pepsi manyağı olan, sevinçten ilk kez Arsenal'in son şampiyonluklarında ağlayan, müziksiz bir hayatı düşünemeyen, çan, mızıka ve kilise orgunun sesine hasta olan, gündüz uyuyup geceleri bilgisayar başında vakit geçiren, bazen cinlerle dalga geçip onlarla kavga eden, UFoların insan olduğuna inanıp bizim geleceğimizden geldiklerini zanneden, tenise başlasa hala dünya şampiyonu olabileceğine inanan, saman alevi, hırçın, asi bir ruha sahip olan, kontörünü aldığı gün bitiren, kekikli Ruffles'ın tadını unutamayan, opel vectra ve yazlık hayalleri kuran, facebook'ta yazılarının sonuna daima smiley koyan biriyim ben.

29 Kasım 2010 Pazartesi

Yasak

Bugün uzun bi zamandan sonra kendimi çok beğendim. Aşırı derecede yakışıklıydım. Saçlarım zaten uzunluğunun tam kıvamında. Özenle giyinip, süslenip, hazırlandım. Kaşlarımı aldığımı zanneden sekreter birazcık moralimi bozdu. 2 kez söyledim benim kaşlarım ince diye ama; ''sen alıyorsun'' dedi bana. Ne mal insanlar var. Almıyorum ama alsam da seni ilgilendirmezdi, sanane diyemediğim için içimde kaldı. Sarışın bi kız vardı, güzeldi, ikide birde bana bakması hoşuma gitmedi çünkü yanındaki arkadaşıyla hakkımda dedikodu yapıyolardı diye bugün olanları aynen bu şekilde yazsam, kız arkadaşımda blogu okuyor ya hani...

Neyse ;

Tavsiye Etmem

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...