31 Aralık 2011 Cumartesi

Bugün Ne Giydirseler?

Öyle büyük umutlarla izliyordum ki bu yarışmayı belkide benim için bi devrim olacaktı ama her zamanki gibi olmadı. Tam bir rezaletti. Organizasyon başarısız diyemem. Kısa boylu ablalarımızı, kızlarımızı eleyip Adebayor bacaklı kızlarımızla gala gecesini hazırlayıp birde kazananın bundan haftalar önce belli olması organizsasyonun iyi ayarlandığını gösteriyor bizlere. Yazıklar olsun. Yine söylüyorum bir gala değil rezaletten öteye gidemedi malesef. Hatırlarsanız Hakan Akkaya ve Ivana Sert bundan 3 ya da 4 hafta önce dün gece yarışmayı kazanan Yasemin Meler'e; eğer yarışmayı kazanırsan İstanbul'a yerleşme gibi bir fikrin var mı diye sormaları filan ilginçti. Kıyafetleri tasarımcıların sunması da ayrı bir olay. O kadar iyi hazırlanmışlar ki yarışmayı kazanan arkadaşımızın giydiği elbiselere bakınca ayrı bir ayrıcalık olduğu resmen gözüküyor. Finalede birtanede türbanlıyı alıp farklılık olması maksadıyla birde 2. yapmaları üçüncü kez söylüyorum REZALET !

Olmadı. Bugün Ne Giysem? bir erkek izleyicisini kaybetti. Olmuyor işte. Biz bir işi asla hakettiği gibi yapamıyoruz.

Neden olmuyor biliyor musun?
Mesela sen muslukçudan profesyonel yapmaya çalışıyorsun.
Sen klimacıdan profesyonel yaratmaya çalışıyorsun.
Sen askerden profesyonel yaratmaya çalışıyorsun.
Sen mankenden dizi oyuncusu yaratıyorsun.
Sen kıçı başı güzel olana albüm yapıyorsun.
Sen 18 yaşında daha üniversiteye başlamamış güzel kızlarımızı Doktorlarda doktor yapıyorsun.
Sen 35'lik Yonca Evcimik'i Çılgın Bediş yapıyorsun.
Sen Şansal'ın Büyüka'sının küçük kızının sırf gözleri güzel diye sunucu yapıyorsun. O da yetmiyor basketbol muhabiri yapıyorsun.
Sen hızlı diye Sabri’yi futbolcu yapıyorsun, herif kendi gölgesine fake atıyor.
Sen Yetenek yarışması yapıyorsun, futbolda, altılıda yetenekli diye Sergenden yorumcu yapıyorsun, çıkardığın en yetenekli adam taklitçi oluyor, en fazla Çocuklar Duymasında oynuyor. Diğeri de hala kemerle adam dövüyor.

Neden olmuyor biliyor musun?
Sen sporda, televizyonda, yarışmada, sınavda, reytingde, acunda, ha bunda, ya şunda bile şike yapıyorsun.

Neden olmuyor biliyor musun?
Geçen gün Digitürk’de seyrettim.
Sen Pulp Fiction filmini veriyorsun.
Filmde seks var, kokain var, kan var, silah var, küfür var, şiddet var, erkek erkeğe tecavüz bile var…
Sen sigarayı mozaikliyorsun. Sonra da Bugün Ne Giysem? diye soruyorsun. Oysa her gün birini giydirip en iyisi bu diye bize yutturuyorsun....

28 Aralık 2011 Çarşamba

2o11'den Akılda Kalan Son Sorularım

Resimdeki reklamın dil kursu mu yoksa bacak kursu mu..?

Televizyon kumandasının kumandasını hala icat edemeyen bilim adamlarına hala adam demek?

"Bugün Ne Giysem?"i benim gibi izleyen kaç erke..?

Beden dersinde voleybol oynayan erkeklerin asıl amacının kızlar tarafından hala anlaşılamaması?

Dracula'nın Osmanlıda çocukken oğlanseverlerle olan ilişkisini hala bizimkiler tarafından sus pus edilip neden insanları kazığa oturttuğuna dair bilgi verilmemesi?

Türkiyede genelevlerin kadın sığınma evleriden daha fazla olmasının..?

Hz. İsa'nın yazın doğduğunu ve çam ağacı süsleme adetinin paganlardan geldiğini, bununda kavimler göçüne dayanan Türklerin şamanizme dayandığını bilmeyen türklerin..?

Neyse yeni yılınız kutlu olsun. He bu arada 2o12 saçmalığına inananların İsa'nın MS. 4 ya da 6 yılında doğduğunu da bilmeleri gerekir. Malum miladi takvimde 4 ya da 6 sene kayma olabilir. Bu da demek oluyor ki kıyamet filmleri 5 sene daha malesef bizlerle...

21 Aralık 2011 Çarşamba

Ölüm Pornosu


Çoğu blog ve sözlük yazarlarının en büyük iki yüzlülüğüdür. Yaşarken diğer sanatçılara vermediği değeri, Münir Özkul'a ölmeden verelim diyenlerin her yazısının, entrysinin 'bugün de ölmemiş' tandanslı olması ilginç oluyor. Vefa böyle gösterilmiyor ne yazık ki...

19 Aralık 2011 Pazartesi

Zavallı

Başını yastığa koyduğunda ya da ne bileyim böyle dalıp hayallerin arasında kaybolduğunda "insan nedir, kimdir?" diye sordun mu güzel kız? Kız dediğime bakma işte. Şiirlerde, filmlerde duygu katmak için derler ya öyle işte. Yoksa ne farkeder pipin olmuş, olmamış... Sonuçta hepimiz insan değil miyiz? Bu soru-cevap öbeğini de hep kullanırlar ya bende hep kullanmak istemişimdir. Hadi bunu da o yüzden yazdım diyelim. Neyse neyi, niçin yazdığımı anlatacak olursam yazı bitmez. Sanki bu yazıyı yazdığımda bi bok mu olacak? Dünyayı mı değiştireceğim? En önemlisi "insan nedir", sorusuna cevap mı bulacağım sanki?

Dünya; iyilik, kötülük, acı ve zevkler...
Niçin buradayız? Dünya nedir? Onun da cevabı yok işte. Tanrı, Adem, Havva falan filan. Yazdıklarım günahtır belkide ya da sevap bilmiyorum, bilemiyorum? Kim biliyor ki? Ölüler hariç...
Eğer ateist olsaydım denerdim ölmeyi. Siz denemez miydiniz? Dünyada neden kalasınız ki, neden daha fazla yaşamak isterdiniz? Sevdikleriniz için mi? O klişeleşmiş pis cümleyi söyleyeceksiniz biliyorum. Hayattan zevk almasını bileceksiniz gibilerinden. Zevk dediğin en fazla nedir ki? Seks mi mesela? Ne işinize yarıyor ki? Sevap-günah için demeyin, dedim ya ateistsiniz şuan. Yoksa neden doğduk? sorusuna kadar gider bu.

Amaç için olamaz mı? diyeceksiniz. Mesela; neden yaşıyoruz? sorusunu sormak için biraz geç kalmışsanız; çocuklarım ve eşim için yaşıyorum derdiniz. Peki ya hiç bir amacınız yok ise? Heh...
Kimileride çıkar ben dünyayı değiştireceğim, insanlığa faydam olacak demez mi? Çok özürdilerim ama buna götüm bile gülmez benim. Biz daha kim olduğumuzu bile bilmiyoruz, insanlık dediğin kavrama faydamız olsa ne yazar.

Yaşıyoruz işte öylesine. Çiçekler, böcekler, süngerler gibi... Ölmek için yaşıyoruz hepimiz. Bi de sonunda ölüm olduğunu bile bile bu dünyada çalışıyoruz ya o daha da komedi. İki dakika semavi olalım. Adem'i, Havva'yı düşünelim. Dünya'nın neden kurulduğu belli. Seks için. Ye, iç, yat, uyu, seviş sonra tekrar acık, işe, sıç, kalk, ibadet et. Hergün aynı terane...

Bir de zaman diye bi kavram var. O da ölümle ilgili değil mi? Dün, bugün, yarın, gündüz, gece... Tekrar düşün ilk insanları; firefox yok, suç ve ceza yok, pes 3 yok, bugün ne giysem? yok, Katy Perry yok, Messi yok, Sterlin yok, yok oğlu yok...
Ee zaman nasıl geçiyor? Nasıl geçtiğini söyleyeyim; yavaş, ağır... Yani ölüme daha da uzaksın o zamanlar. Artık zamanın hiç bi değeri yok...

Peki değerli olan şey ne? Zaman mı, zevk mi, icatlar mı, insan mı, para mı ya da hayat mı? Kim biliyor ki? Bana sorarsanız hiçbişeyin önemi yok. Ego ve zevklerin dünyasında yaşamak ne kadar sıkıcı ah bi bilseniz? Sizde o sıkıcı dünyanın içindesiniz merak etmeyin. İlk başta dediğim gibi, siz; "biz hayattan zevk almasını biliyoruz" yalanıyla kendinizi kandırdığınız için hayata ve insana asla kuşbakışı bakamıyorsunuz. Zevk dediklerinizin malesef hiç bir önemi yok.

Önemli olan nedir peki? Yarışmak mı? Kötü bir espri olarak görme hemen. Belkide insanoğlu bi yarış içerisindedir, olamaz mı? Düşünsene; seni bir piste koymuşlar, "hadi koş" diyorlar. "Sonunda ödül ve ceza var" diyorlar. "Koşmak istemiyorum!" diyemiyorsun. Tanrıya isyan etsen de değişmez. Sen, zavallı bir insansın. Zaa val lııı! Kim olduğunu bile bilmeyen bir zavallı...

19 Kasım 2011 Cumartesi

İş Günlüğü I

Bir şirkette menajer olarak işe başladım. Kamu ve şirket arasındaki iletişimi ve işçi yönetimi falan filan diye giderim de kelimeleri modernleştirmeye gerek yok. Benden yaşça büyük insanları yönetmek, yönlendirmek oldukça zor. Hele hele benim için takım elbise giymek, kısa ve düz saçla sokağa çıkmak daha zor.

5 günlük yeni işimde gözlemlediğim kadarıyla alt sınıf diye nitelendirdiğimiz vasıfsız elemanlar daha çok mütevazi. Bilgi ve eğitimden yoksun olmaları bazılarını yüksek oranda kaba hale sokuyor. Tabi eğitim derken okulda verilen eğitim değil. Aile eğitimi tüm eğitimlerden daha önemli. İşyerinde en çok sinirimi bozan şey; ayıya dayı diyerek bir yerlere gelen paçoz insanların O2 basmaları. Fok balığı gibi konuşan balina kadınlar, kendilerini kem gözlere pazarlayan kızlar... Yükseklerden aşağılara bakıp daha üzerinde kimlerin olduğunu göremeyen yalayıcılar. Kısacası iş dünyası, basit eşitsizlikler...

Çalışmamayı çalışmaya bu yüzden tercih ederim. Tüm gün uyumak, sevişmek, pc başında geçirmek, tv izlemeyi kim istemez ama insan çalışırken Rıdvan'ı, Acun'u hatta Ömer Çelakıl'ın saçlarının neden öyle olduğunu bile anlıyor. Saatlerini 7/24 ekranların önünde geçiren bu insanların tek amacı var o da para. Hiç biri kendi işini yapmadan ekran önünde oturarak para kazanıyor. Tatlı iş. Kim istemez ki? Birini unuttun diyeceksiniz; Okan Bayülgen'i. Baba olduktan sonra değişmedi mi sizce. Onu artık Acunla aynı sınıfa sokmak imkansız. Kendisine iyi bir kanal seçti. Türkiyede en düzeyli program yapan kanalda şuan. En sevdiğim kanal diyemeceğim çünkü normal anten TV 8 malesef artık yok. Sabahtan akşama kadar Van ile ilgili program yapan CNN Türk'te yok ama. Olsa da listemden çıkarırdım tabi ama o ayrı mesele. Pazar günü Vanda dükkanların kapalı olmasını haber eden zihniyetin ben... İzlemeyin, izlettirmeyin.

10 Kasım 2011 Perşembe

Onun İçin Bir Fatiha Çok Mu?

O hepimizden daha çok haketti belkide bir fatihayı. Malesef ona sahip çıkıyormuş gibi görünenler Fatiha nedir onu bile bilmez. Ya da ona karşıt olup hatta neden onu sevmediğini bile bilmeyen insanlar iki elini açıp Allah'a onun için dua eder mi? Belkide Mustafa Kemal'i sahip çıkan insanların dinle pek alakası olmadığından kendisini dindar zanneden dinci tayfanın liderini mezarında hadisesiz bırakmasının asıl nedeni de olabilir tabi ama her iki tarafta geri kafalı olduğundan ne yazıkki atamız yoksun kaldı bu dualardan.

Oysa Mustafa Kemal her iki tarafında bildiği gibi dinsiz filan değildi. Sadece dindar değildi. Askeri okuldan süre gelen hayata bakışı ve onu yönlendiren Türk milletinin acizliği kendisiyle, ahiret yaşamıyla ilgilenmesinin önünü kesti belkide.

Mutlaka görmüşsünüzdür internette; Atatürk'ün neden hiç namaz kılarken fotoğrafının olmaması gibi saçma spaan sorular soran yobazları. Şimdiki başbakanları, cumhurbaşkanları namaz kılarken fotoğraf karesine sığdırmak zorken o devirde bırakın kareyi fotoğraf makinesi bulmak zorken bu yobazların birinin müslümanlığını sorgulaması ne kadar doğru?

Çanakkale savaşında Başkomutan Enver Paşa ile Mustafa Kemal'in askerlerimize savaşmadan önce son namazlarını kıldırdıklarını biliyorlar mı? Kutsal kitabımızın içinde ne yazdığını bilenler bugünkü kadar bilen insan var mıydı? Balıkesirde ilk Türkçe hutbeyi verenin Atatürk olduğunu biliyorlar mıydı?

İşte malesef Osmanlıyı da bu kara cehalet bitirmişti. Ülkemizde hala yüzlerce yıllık cehaletin karanlık kuyusunda yaşamak isteyenlerin bulunması acıdır, üzücüdür.
Büyük devrimler yapan Atatürk'ü "din karşıtı" gibi göstermek isteyenlere Atatürk, hayattayken yaptığı konuşmalarla, söylevleriyle, bizzat cevap veriyor. Birkaç örnek;

“Türk milleti dindar olmalıdır. Yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum. Din, şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor. (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt: 3)

“Bizim dinimiz hiçbir vakit, kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah’ın emanet ettiği şeyi, kadın ve erkek beraber olarak ilim ve kültür edinmelidir.
Kadın ve erkek, bu ilim ve kültürü aramak ve nerede olursa oraya gitmek ve onunla dolu olmak zorundadır.
İslam ve Türk tarihi tetkik edilirse görülür ki, bugün kendimizi kayıtlara bağlı olduğumuzu zannettiğimiz şeyler yoktur.
Türk sosyal hayatında kadınlar ilim, kültür ve diğer hususlarda erkeklerden katiyen geri kalmamışlardır. Belki daha ileriye gitmişlerdir...
(...) Bizde ruhbanlık yoktur. Hepimiz eşitiz ve dinimizin ahkâmını eşit olarak öğrenmeliyiz. Her fert dinini, diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası da mekteptir.”
(Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt 2)

“Bizi yanlış yola sevk eden habisler, büyük ölçüde din perdesine bürünmüşler, saf ve nezih halkımızı, hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz. Görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar, hep din kisvesi altındaki küfür ve melânetten gelmiştir. Onlar her türlü hareketi dinle karıştırdılar.
Halbuki elhamdülillah hepimiz Müslümanız, hepimiz dindarız.
Artık bizim dinin icabını öğrenmek için şundan bundan derse ve akıl hocalığına ihtiyacımız yoktur. Analarımızın, babalarımızın kucaklarında aldığımız dersler, bize dinimizin esaslarını anlatmaya kâfidirler.”
(1923’te Adana Türk Ocağı’nda esnaf ve sanatkârlara yaptığı konuşmadan.)

“Büyük dinimiz, çalışmayanın insanlıkla alakası olmadığını bildiriyor.
Her sarıklıyı hoca sanmayın. Hoca olmak sarıkla değil, beyinledir. (1923 - Söylev ve Demeçler)
Ulu önder için günde bir kez ellerinizi açmaktan korkmayın. Bugün varsak onun ve ismi geçmeyen arkadaşları sayesinde varız. Allah mekanlarını cennet eylesin.

27 Ekim 2011 Perşembe

Van Depreminin Sorumlusu Kim? (Konu Anlatımlı-Çözümlü)

Veli Göçer mi? Ali Ağaoğlu mu yoksa? 99'da ikisininde evleri göçtü. Biri hapisten daha yeni çıktı diğeri hiç hapse girmedi.
Müteahhitler mi sahiden? Neyse bu konuyu kapayalım. Genellemeye girer. Altından çıkamayız sonra...

Sizce depremi kim yaptı?

A) Bazı insanlara göre üniversite öğrencilerinin fuhuşları yüzünden... Tanrı tarafından Mikail aracılığıyla (ki herşeyi yapan Tanrıdır öncelikle polemik yaratma sorunun devamını oku)

Uydurma Haber: http://merhabaaydinlik.info/archives/6836

Fuhuş yeryüzünde yaygınlaşınca yer sarsıntıları (depremler) olur. Hadis-i Şerif
Kaynak: http://www.nurnet.org/bela-ve-musibetlerin-sebebi/

B) 24 şehitle galyana gelen Türk halkını durdurmak isteyen Tayyeep amcamızın Amerika yardımlı Van depremi... ( Neden medyacıları topladı zannediyorsun? Bak tv programlarındaki yardıma, hepsi bir oldu)

Kaynak: Altıncı His

C) HAARP'la yönetilen İsrail merkezli test ve saldırı amaçlı düzenlenen deprem... (Dikkat ederseniz İsrail, deprem olduktan henüz 2 saat sonra; yardıma hazırız mesajı verdi)

Kaynak: Götüm

Lütfen cevapları sonuna kadar izleyiniz.

Cevap A: http://youtu.be/QbUHyzRCeLI


Cevap B: http://youtu.be/P09IGfx0twM ve http://www.ntvmsnbc.com/id/25292439/

Cevap C: http://youtu.be/R7A7aRz_OSk


Şaka ya da kaka bu işin şakası olmaz dersen bana çok kızarım sana. Bu işi ciddiye almayacaksınız evet biliyorum ama siz hiç birşeyi ciddiye almıyorsunuz. Bi yardım programı yapıyorsun ama hiç düşünemiyorsun. O programı yaparken bir deprem daha olsa. Allah korusun bu defa da o sizi çok etkileyen İstanbul'da olsa sana kim yardım edecek? Çözümün sadece yardımla olacağına mı inanıyorsun sen? Tamam yardımını et ama dur demesini de bileceksin. Bugün Van'da oldu, geçen Simav'da. Van'a bu kadar yardım gitmesinin sebebi nedir? Hepimiz biriz anlamı mı, depremin şiddeti mi, yoksa başka şeyler mi? Şu yardımları gördüğümde gerçekten çok seviniyorum ama bazı gördüğüm şeylere çok üzülüyorum. 8 yaşındaki çocuğun harçlığını göndermesi size şirin gelebilir ama birazcık düşünüldüğünde pek te şirin değil aslında. Keşke biraz daha kendi kendimize Robin Hoodculuk oynasak ya da çok yakınımızda olanlara bu kadar uzak olmasak. Van her zaman Van'dı. Malesef depremle hatırlandı.

Dün yardım programında Mardin'den insanlara yardım etmek isteyen ama 1o liralık yol parasına muhtaç insanı gördük. İşte biz böyleyiz. Gözlerimizi sadece bir yere odaklıyoruz. Diğer yerleri göremiyoruz. Bugün Van'a yapılan yardım daha önce Pakistan'a ve Somali'ye yapılan yardımlardan katbekat daha fazla ve yardımlar hala devam ediyor. Belki bugün Van'ı yeniden kuruyoruz. Oğuz Haksever'in dediği gibi Türkiye'yi yeniden kuruyoruz ama yine bazı şeyleri unutuyoruz. Lütfen sadece bir yere odaklanıp diğerlerini unutmayalım. Cebinde 2 lirası olup 1 lirasını yollayan çocuklarımızın parasına göz dikmeyelim. Eğer ülkede eşitlik yaratmak istiyorsak önce kendimizi soyup fakirlere yardım edelim.

Gelelim gönderdiğimiz yardımlara; Malesef ilk gün gönderilen yardımların neredeyse yarısından fazlasının PKK'ya gittiğini biliyoruz. Başbakanın ilk 24 saatte başarısızız açıklaması bu rezilliğin tescilidir ne yazıkki. Yardım gönderin, göndermeyin diyemem onca insan orada zor durumduyken ama hala alınan deprem vergileri neden alınıyor sormak istemiyorum. Cevabını biliyorsunuz zaten. Malesef devlet sadece size değil bize de boqkmiiir. İnternette, televizyonda onca saçma-sapan yorum yapan insanlarıda şehitlerin acısıyla yaptıkları yorumlar olarak görüyorum. Yoksa kimse bu kadar acımasız olamaz. Eminim onlarda o gün o cümleleri kurdukları için çok pişmanlardır.

Biz artık bu ülkede iki şeye çok alıştık. Teröre ve depremlere. Yani insan ölümlerine...
Bunların öyle iki ortak noktaları var ki...
Cadde kızlarının son olaylardan önce fakir evladı şehitler ve depremde ölen fakir insanlar için kurduğu; yanlarından geçerken, iğğ iğrenç kokuyorlar deyip aşşağıladıklara insanlara üzülmeleri az da olsa sevindirici. Bu yönden birlik olduğumuzu kimse söylememişti ama illa ki biri söyleyecekti. Kendimizle yüzleşme vakti...

Bu ülkede yardıma muhtaç, gönülleri zengin çok insan var. Maksat onları görmek. Televizyonlardan değil sadece. Bu insanlar iki sokak arkanda bile olabilir. Yeter ki dön ve bak...

Cuma günü camiilerde yine yardım Van'a yapılacak. Diğerleri yok sayılacak. Bence sabret, bekle. Önünde bir Kurban Bayramı var. Bitlis'i var, Siirt'i var, Batman'ı var, iki arka sokağı da var. Ve gördük ki; bu ülkenin Robin Hood'u da var, Superman'i de...

23 Ekim 2011 Pazar

Simoncelli İçin Berlusconi Devreye Girdi

Moto GP'de Malezya Grand Prix'sinde Gresini Honda pilotu Marco Simoncelli geçirdiği kaza sonrası bu sabah hayatını kaybetti. Simoncelli koyu bir AC Milan taraftarıydı.

Bugün oynanan Serie A maçları 1 daikikalık saygı duruşuyla başlandı. Bu maçlardan birtanesi de Lecce - Milan maçıydı. Milano ekibi ilk yarı 3-o yenik düştüğü maçta ikinci yarı Boateng'in 3, Yepes'in attığı 1 golle maçı 4-3 kazandı. Ancak bu skoru daha maç
başlamadan bilen bazı kişiler vardı. Özellikle daha önce şikeden hüküm giymiş Lecce'nin ve Milan'ın başkanı Berlusconi olunca bendeki şüpheler arttı. Milan'ın teknik direktörü ve Berlusconi bu maç öncesinde tartışmıştı. Sebebi Milan teknik direktörünün Boateng yerine Robinho'yu tercih etmesiydi. İkinci yarıya başlarken Robinho'nun çıkıp Boateng'in oyuna girip 3 gol atması tesadüf olamaz elbet. Berlusconi yine pis işleriyle büyüklüğünü konuşturdu.

Simoncelli için Berlusconi'den küçük bir hediye.

Dün basın toplantısında konuşulanlar;
Lecce-Milan, Allegri in esclusiva con Milanlive.it: Dubbio Boateng-Robinho, Berlusconi l’ho sentito…

Kaynak: 6. his + Götüm +
Milanlive.it

21 Ekim 2011 Cuma

Benziyor muydu teninin kokusu benimkine?

Benziyor muydu teninin kokusu benimkine?
Yeni serim...
Şürkan Toray demiyorum.
Ayy yerim seni.
Seri lan seri!
Atacağın bir taş!

Bu seride birbirine benzeyen karakterleri paylaşıcam.



Biri Yeşilçam'ın kötü karakteri. Diğeri; Batılı devletlerin yarat, sonuna kadar kullan, tüket ve yok et felsefesinin son kötü aktörü. Gözümüzün önünde daha Washington'da, Roma'da kurduğu absürd bedevi çadırları...

Bize Kıbrıs konusunda ABD'ye rest çekip büyük kıyak yapmış eski libya lideri demeyeceğim. Zaten ABD'nin adamı değil miydi? Tıpki Bin Ladenler gibi. İşleri bitince asılıp, kesilip, denize atılırlar. Ne demişler iyilik yap denize at.

Türkler, Amerikalılar, İtalyanlar, falanlar, filanlar; satisfactionlar...

Diktatörlük eğitimini ABD aracılığıyla Ankara'da almak...
Nutukla gezmek...
Tansu Çiller'e aşık olmak...
Bedevi çadırları...
Çektirdiği Çağrı filmi...
Hüseyin Peyda ile benzerliği...

1oo sene önce; British Game...
Bugün; American's Games...
Karakterler hep aynı; Araplar.
EA Games...
Challenge Everything¡

Ölmeden önceki son görüntülerini izleyenler kötü öldüğünü söyledi ama o söz verdiği gibi şereflice savaşarak öldü.

19 Ekim 2011 Çarşamba

Siz Kürtler

Kaçak elektrik kullanımı. Türkiye'nin cari açığı...
Yeşil Kart oranı. Devlet bize boaqmii...
"-Vergi vermezsin, yardım alırsın.

- Fatura ödemezsin, bizden keserler.

- Cahilim dersin, öğretmeni şehit edersin.

- Hastayım dersin doktoru şehit edersin.

- Yolumuz yok dersin, mühendisi şehit edersin. Asfaltı kazar mayınla patlatırsın.

- Resmi dilini bile öğrenmeye tenezzül etmediğin devletten iş beklersin.

- Fakirim dersin ama inatla çoğalıp virüsleri bile kıskandırırsın.

- Fakirim dersin aşiret düğünün de görgüsüzlüğün dibine vurursun.

-Sıkıntın varsa gel uzlaşalım kardeşçe yaşayalım dersin, olmaz bu topraklar bizim diye iddia edersin.

-Biz bu toprakları kanla aldık kanla veririz deriz, savaşalım deriz, pis faşist dersin! Arkamızı döndüğümüzde pusu kurarsın!

-Bıktık artık kardeş ayaklarından. Allah düşmanın bile şereflisini versin...''

19 Ekim 8ex-en8

"PKK’nın Çukurca saldırısında şehit düşen Piyade Çavuş Birol Elmas’ın, annesinin ve biri engelli üç kardeşinin yaşadığı evin elektriğinin, borç yüzünden kesik olduğu ortaya çıkmış...

Şehit haberinin gelmesi üzerine eve gelen bir ekip elektriği hemen açmış!

Siz; Doğu ve Güneydoğu’da kaçak elektrik kullanan on binlerce evin ve iş yerinin elektriğini kesmeye cesaret edemeyeceksiniz...

Üstelik bunun faturasını, ödemelerini zamanında yapan diğer abonelere “Kayıp ve Kaçak Elektrik Kullanımı” adı altında fatura edeceksiniz...

Ama oğlu askerdeki dul anneleri, evlerinde kör karanlıkta bırakacaksınız...

Ben böyle sosyal devletin!  21 Ekim Mustafa Mutlu Vatan Gazetesi"

Yaşlandıkça Muhafazakarlaşmak

İlk bakışta olgunlaşmak gibi görünsede pek değil. Gençlikte yargılandığın değerlere sahip çıkmaktır aslında. Ucu açık bir dünyada kontrol edilemeyen değer sisteminin zayıflamasında sizin sabit kalmanız olarakta tanımlanabilir.

Bu tüm insanlar için geçerli bir önermedir. Back to future filminden hatırlayın. Marty'nin annesi; şimdiki kızlarla bizim zamanımızdaki kızlar çok farklı gibi bi cümle kullanmıştı. Bu cümleyi her anneden duymanız çok normal. Aslında tüm yeni nesiller eski nesiller için örfi yapılarının zayıf olduğunu söyler. Bizim zamanımızda ile başlayan, ortam bozuldu gibi cümlelerin ardı ardası kesilmez ama son yıllarda gerçekten insanlar örfi ve ahlaki kurallarını yok etti. Gereğinden fazla yok etti hemde. Bunun sebeplerinin arasında televizyon ve internetteki sınırsız bilgi demeyeceğim, pornografi ve erotizmin çocukların erişebileceği düzeye inmesi. Bu süreçte gençler fazla ileri giderken biz yetişkinler yerimizde sabit kaldık ve yobaz damgası yemeye başladık. Lütfen çocuklarımızı ebeveynler, yetişkinler olarak koruyalım. Yani değerlerimizi birden kaybetmek yerine en azından eskisi gibi yavaş yavaş eritmeliyiz.

Semavi dinlerde kıyametin böyle geleceğine inanılır. Artan tecavüz ve seks olayları bunu gösterir derecede. Ülkemizde bekaret yaşı 12'ye indiyse bunda kesinlikle bir sorun olduğu gayet açık ve net ortada. Varsın yobaz desinler, sansürcü desinler ama siz asla bu değerleri kaybetmeyin. Değerleri kaybederseniz kadına olan saygıyı da kaybedersiniz. Yaşlandıkça kadına olan saygı artar. Gençlikte erkeklerin dilinde kadını aşağılayıcı bir dil kullanılıyor. Afedersiniz s.kmak, s.kmek gibi kavramlar hiç iç açıcı değil. Kadın-Erkek sevişir, erkek kadını afedersiniz becermez. İşte biz bunu ne zaman anlarsak o zaman kadına daha fazla saygıyla yaklaşırız. Eşitliği yaratırız. Kadın seks objesi olmamalı artık. Tabi bunu yine kadınlar başarabilir. Bazı kadınlarımız malesef kadınlığın değerini düşürmekte. Siz şey edilmek için dünyada var olan insanlar değilsiniz. Lütfen birazcık bu konulara muhafazakar davranın.  Malesef erkekler yaşlandıktan sonra anlayabiliyor bunları. Kendi yaptığı hataları kız çocuğu olduğu zaman anlayabiliyor fakat bu sistemi bu hale getiren yine erkekler. Hata burada başlıyor.

Gençlerimizi engellemeliyiz artık. Mutlaka birşey yapmamız gerekiyor. Düşünün 8 yaşında kızınız olduğunu. Öğretmeni ona ödev veriyor o da gidip internetten araştırma yapıyor. Girdiği sitelerin en başında vikipedia'dan sonra ekşi sözlük geliyor. Belkide Mustafa Kemal Atatürk'ü araştırmak için girdiği sitede seks içeren kelimelere denk geliyor. Sözlükleri merak edip inci sözlük'e iki dakika göz atsa malesef daha o yaşta psikolojisi bozulur ama bunu anlamayan o kadar insanımız var ki. Bazı şeyleri sansür olarak görüyor. Çocuğumuz varsa mutlaka ama mutlaka bunlara dikkat edelim.

Son yazdıklarımla başlığın hiç bir alakası olmadığını düşünebilirsiniz ama bunlar doğrular ve gerçekler. Bunlardan bahsettiğimizde muhafazakardan çok yobaz damgası yemek gerçekten çok sıktı. Lütfen geleceğimiz için birazcık anlayış. Son söz olarak; muhafazakarlaşmak başına türban alıp kapanmak değil, güzel olan örfi ve ahlaki düşünceleri sabit tutmaktır.

Algıda Seçicilik

Yaprak, Aşık, Mucize, Sevgi, Yalnız...
Passion, Rage ,Leave...

Türkçe olanından 5, İngilizce olanından 3 tanesini seçiyoruz.

17 Ekim 2011 Pazartesi

Hay Zammını

Öncelikle bu ülkenin büyüklerine sesleniyorum;
Bu ülkede yaşayan insanların üç şeyine asla karışmayacaksın; inançlarına, internetine ve içtiklerine...
Birinin sadece kimliğinde yazan dinine karışsan sözde dinciler hortlatırsın. Dini kolaylaştırmaya kalksan ateist yaratırsın.
Dünyanın en gereksiz sitesi; Facebook'u yasaklasan sansüre sansür deyip halka darbe yaptırırsın.
Alkolüne, sigarasına zam yapsan sokakta eylem yapacak kadar insanları taarruza sokarsın. O yüzden bu 3i'ye asla ama asla dokunmayacaksın.

Gelelim sizlere.
Bugün sigara zamlarına verdiğin tepkiyi aldığın ücrete, maaşa verseydin bu duruma düşmezdin. Asgari ücret ayaklar altında sürünürken, işçisi, memuru aç bırakılırken sessiz kalıp tepki vermezsen daha çok ay sonunu düşünüp efkardan sigara yakarsın. Gerçi siz ay sonunu düşünseniz sigara içmezdiniz ya düşünme kabiliyeti noksanı insanlardan bahsediyorum şuan ki insanlara düşünen hayvanlar derler bi de siz anlayın ama ben hiç sigara içen tek bi hayvan bile görmedim deve haricinde.
Deveye sormuşlar neden boynun eğri diye; ensem kalın ondandır demiş. Eskiden kız istemeye gelen aileler oğlumuzun içkisi-kumarı yok diye övünüyorlardı. Şimdi içkisi kumarı varsa kız babası sormadan aile babası göğsünü gere gere var! diye söylüyor. Ensesinin kalın olduğunu belli etmek için...

O yüzden sen hiç konuşma ablacım, abiciğim... Her gün zamına koyuyolar senin zaten. Sigara yaptıkları zaman mı zamlaraa tepki verme icabında bulunuyorsun? Dünyanın en pahalı benzinini kullanıyorken neden ses çıkarmıyorsun? Tabi açlık kafana vurmuş, düşünemiyorsun. Yemek yemek yerine sigara içen tek toplumuz biz.

1oo liralık benzinin 46.7 lirasının vergi olduğunu biliyor musun? Biliyorsun. Ee hala ne duruyorsun o zaman. Vergiyle çalışan araba icat etmelisin sen. Bak bu kaynağa sahipsin işte. En güzel icatlar zorluklar sayesinde yaratılmıştır dünyada. Edison'u düşün. Ampulü neden icat ettiğini düşün. Sonra gel elektiriği, doğalgazı düşün. Fakat dediğim gibi bu ülkenin insanları açlıktan düşünemez olmuş. Nelere isyan edeceğini şaşırmış bi toplum olmuş. Aç ayı neden oynamaz bunu düşün. Deveden sonra ayı, ayıdan sonra koyun gelirdi ama koyunlar şirindir. O yüzden devam etmek istemiyorum. Son uyarım; 1 Kasım'da ÖTV Zammına protestoya gitmeden önce ÖTV ne zaman?, ne için çıkarılmıştır? onu araştırıpta gelin. Satranç tahtasından ÖTV alıp yetmedi deyip zammı basan ülke idarecilerimiz var bizim. Bunları seçen de biziz demeyeceğim sizsiniz. Söyleyeceklerim malesef şimdilik bu kadar. Baştakilerin zamına koyayım size bişey olmasın.

11 Ekim 2011 Salı

Yıl: 3 Yaş: 1 (Tenk Yu Sizlere II)

Blogspottaki 3, buradaki 1. senemde wikia yolları bana görünüyor.

Uzun bi aradan sonra blogspot'un artık eskisi gibi tat vermediğini, kiminizin meme uğruna tumblr'a, wordpress'e kaçtığı çok net.

Yeni bir ilişkiye başladığımı değil de seviyorum dediğimden bu yana sizleri satıp 2o'den fazla kız arkadaş tarafından engellendim. Bence büyük başarı bu. İnsanları tanıdım. Sanal ortamda da dostlukları tanıdım. Kızdık, birbirimize çattık, güldük, eğlendik. Hepimiz saçma sapan sorunları olan psikolojik hastalardık.

Aslında hep burada gerçektik. Gerçek yaşam dediğimiz dünyada söyleyemediğimiz sözleri, düşünceleri burada açıkca belirttik. Dediğim gibi hep burada gerçektik.

"Dişi ile erkek asla arkadaş olmamalı, olamaz" tezini hipoteze çevirmeyi başardım kendimce blog sayesinde. 7-8 kız arkadaşın evlendikten sonra blogta daha esebiyet-ül ciddi olduğunu gördük. Evlenmeden önce her konuda görüş bildiren kadınlarımızın evlendikten sonra blogta sadece yemek, kadın, moda ve günlük yaşamlarını konu alan yazılarını sergilediler bizlere. Olması gereken hep bu muydu yoksa evlenmeden önceki halleri mi? Bunun cevabı bende yok. Bir erkek olarak her zaman geleceği düşünerek hareket etmelerini isterim kız arkadaşların.

Blogspottaki 3. yılımı kendi kendime kutlarım. Kendi kendime diyorum, artık kumanda panelinde 4 ya da 5 blog yazan görüyorum. Daha öncede söylediğim gibi twitter ve tumblr sizi tembel yaptı. Gerçi 3 sene içinde blogger sayısı çok arttı. Eskiden daha az kişi vardı ve herkes biribirini okuyordu. Komşu, arkadaş gibiydi. Sanal ortamda da insan artınca sokaklardaki, apartmanlardaki birbirini tanımayan komşular gibi olduk. O yüzden yine yalnızlığı ya da eskiden olduğu gibi sıcak arkadaş ortamını arıyoruz ve blogspottan kaçıyoruz. Yakında bende wikia'ya giderim. Burası da öyle dursun bakalım şimdilik.

Herşey gönlünüzce olsun.

10 Ekim 2011 Pazartesi

PKK Sempatizanları

2oo6 yılından bu yana biz Türkler'in kulaklarına medya tarafından alıştırılan bir kavram PKK Sempatizanları. %1oo saf katıksız orospu çocuğu demek bir başka tabir ile. Peki bunların teröristten ne farkı var? Türk ceza kanununda orospu çocuğu olmanın henüz bir karşılığı yok. Yani ceza sistemimize göre sempatizan olmak sokaklarda devlete, polise, askere taş ve molotof atmaya izin veriyor. Anayasamıza göre terörist sayılmayan bu itler bize göre terörist olmadığını göstermiyor. Her geçen gün daha da çoğalan bu fareler malesef ki çok yakında vatanı parçalamayı başarabilecekler. Zaten yeni anayasa hazırlıkları da başlıyor bunlar için.

Eğer Türkiye'nin batısında, kıyılarında yaşamıyorsanız lütfen yazdıklarıma dil uzatmayın. Yaşadığım şehrin yaklaşık 1 milyon nüfusu var ve 45o binden fazlası Kürt kökenli. Bunlardan ne kadarı sempatizan ne kadarı islamcı ne kadarı terörden kaçmış, ne kadarı modern düşünmeye gerek yok. Eğer memleketimde bir tek Kürt bile kalmayacaksa ayrılmayı isterim dedirttiler sonunda bizlere. Bu Kürt en yakın arkadaşımda olabilir. Son dönemlerde moda olan faşist kelimesini sizler benim için kullanabilirsiniz. Fakat asla bizim burada yaşadıklarımızı anlayamazsınız. Her sabah yollarda ilkokul öğrencilerine bile tecavüze yeltenen bu pislikleri def etmenin çaresi neyse bulunsun. Bakın yakalım demiyorum.

Yurdumun dört bir yanından her gün bir acı haber geliyor ve bu pislikler masum insanların acımasızca katledilmesine kahkalarla gülüyorlar. Peki suç kimde? Hala vurdumduymaz kimlikte, utanmadan çocuklarının kanını yerde bırakan artık şanından esir kalmayan asil Türk milletinde. Bugün şehitler varsa senin için var. Sen rahat yaşa diye orda onlar enayice geberdi. Evet tam tanımı budur bunun. İster yanlış anlayın ister anlayamayın. Bizim çocuklarımız, gençlerimiz, arkadaşlarımız aptalca GEBERDİ ve gitti. Ne için, kim için? Karnı geniş hala bunları normal karşılayıp televizyondan izleyip, ordan burdan vatan kurtarmaya çalışan karnı geniş aptal Türk milleti için.

Terör örgütünün lideri, bebek katilinin posterinin açıldığı güzel ülkemde daha ne kadar suskun kalacağız? Hiç mi şerefimiz yok bizim? Çocuklarınız öbür dünyadan sizlere bakarken biz hala haysiyetsizce bunları mı izleyeceğiz? Ne yapabiliriz ki diyenleri duyuyorum sanki. Haklısınız sizde. KAHROLSUN PEKAKA diyen bir aslan parçasının dayak yeyip, biber gazıyla susturulmaya çalışılan bir toplumuz biz. "Elin arabı" demokrasi için devrim yaparken biz krallık için yasa çıkarabiliriz yakında. Malum 4. kez seçilmek her babayiğidin harcı değildir bu ülkede. Bugün şu yazdığımı yazmak isteyen, içinden geçiren, kendi aralarında konuşan milyonlarca insan var ama söyleyemiyor. İnsanların ağzı mühürlü. Korku ve baskıyla yönetilen bir toplum. Polise molotof kokteyl atmaya ceza veremeyen bu toplum polisten dayakta yer biber gazıda.

Korkmayın artık ! Bugün istedikleri yerde insanları katledenler dışarıda krallar gibi gezerken bu korku niye? Sen zaten ölmekten korkmuyorsun. Bugün nerede bir patlama olacağını bilemezsin. Tostunu yerken aptalca geberip gidebilirsin.

Daha 20 yaşında gencecik insanlar ölüp gidiyor. Hayatında yaşamadığı şey kalmamış 9o yaşındaki başbakanın annesi ölünce tüm kanallar cenazesini canlı yayınlıyor. Kabe örtüsünü 96 farklı açıdan yayınlıyor ama Türk bayrağına sarılı gençler kimsenin ciğeri yanmadan siz aptal insanlar için eriyip gidiyor. Dün bebek katili için serbest bırakılsın yürüyüşü yapılırken bizim insanımız buna nasıl tepki vermiyor? Ben bugün bu yazıyı yazarken bilmemne bilmemne savcısı tarafından gözaltına alınabilirim. Bunun yakıştırmasını da çok güzel yaparlar. Provokatör diyebilirler ama aynı şeyi gerçek faşizmin direnişçileri olan PKK Sempatizanları yapınca kimsenin umurunda olmaz. Onlar polise tokat atabilirler. Onlar halkları provokate edebilirler. Onların bu hakları vardır. Fakat benim ülkemde ülkemi korumak bizim için suçtur. Hepinizin Allah belasını versin. Gidin bi aynaya bakın nursuz pigmeler. Bir insan asla ama asla bu kadar çirkin olamaz. Sizler insan olamazsınız.

Kahrolsun PEKAKA dediği için sözde barış ve demokrasi koruyucuları tarafından dövülen İzmirli abimiz. Onlar öyle şerefsizdir ki Mehmetçik'e T.C. Askeri diyebilirler. Onlar öyle şerefsizlerdir ki kendileri gibi PEKEKE demeyen gençlerimizi sokak ortasında dövüp, öldürebilirler. Tabi bunu da kesin Kürt halkı için yaparlar. Barış için...


Savaşı Bilmeyen Barışı Da Bilmez..!

24 Eylül 2011 Cumartesi

Kardinal Offishall ft. Akon & Sean Paul - Dangerous (Remix)

Şarkının orijinalini bilirsiniz biraz eskidir. Buna da pek yeni denmez hani. Orijinal şarkının sekiz hit mixinden biri olan remiximiz gayet eğlenceli bir şarkı. Daha önce şarkıya Luda, Joc ve Flo Rida gibi tanıdık isimler timeless remixini hazırlamışlardı ve yanılmıyorsam klibi de vardı. Bu da ondan sonra çıkan klibi olmayan ama klibi hakeden, sözlerinde ünlü simalardan benzetmeler veren bir remix. Sean Paullu bu remix oynamayanın kalmadığı GTA 4 ve ona bağlı sürümlerinde yer buldu. Ancak Beat 102.7'de çalan bu şarkıyı piç eden bir dj'imiz var. Yanlış hatırlamıyorsam onun da adı Funkmaster Flex'ti. Burdan onun da annesine selam gönderelim.

[Intro: Kardinal Offishall]
Re-mix!!!! Kardinal!!! Sean Paul!!! Akon!! Re-mix!!!
Kardinal!!! Sean-A-Paul!!! Akon!! Re-mix!!!

[Chorus: Akon] (Sean Paul)
Girl I can't notice but to
Notice you, noticin me
From across the room, I can see it
And can't stop myself from lookin and
Noticin you, noticin me
Watch out I've seen her type before
That girl is so dangerous, that girl is so DANGEROUS
That girl is a BAD GIRL!! I've seen her type before
She's so dangerous, that girl is so DANGEROUS
That girl is a BAD GIRL!! Yeahh
(YO YO YO YO! Refix the remix!!!!)

[Verse 1: Kardinal Offishall]
Dangerous!!! That's her song
Hips like Beyonce looks like Solange
Body like Serena fit like Venus
Everyone I know I'm tryin to give them the (AY!!! AY!!!)
Bad like she bad with money like Oprah
She wine to the reggae, bubble to soca
Cool like Taraji sweet like Nicole
Scherzinger like Sharwhen she comin from the cold
Tall like Keri and sing like Estelle
Legs like Amerie and she don't tell
When she kiss, a down ass chick like Lil' Kim
She ready for the camera Kim Kardashian
Curves like Melissa, tough like Michelle (OBAMA!!!!)
All day the queen like Mary J.
Good like Keyshia, young like Ri Ri
Sayin ain't that Kardinal on the TV, you see me!!!
Remix, Kardinal, Akon, Sean Paul
Take our ting right straight to di wall
Dig it out tun it out now everybody shout one two!!!

[Chorus: Akon] (Sean Paul)
Girl I can't notice but to
Notice you, noticin me
From across the room, I can see it
And can't stop myself from lookin and
Noticin you, noticin me
Watch out I've seen her type before
That girl is so dangerous, that girl is so DANGEROUS
That girl is a BAD GIRL!! I've seen her type before
She's so dangerous, that girl is so DANGEROUS
That girl is a BAD GIRL!! Yeahh
(Sean-A-Paul, Akon, Kardinal weh we tell dem!!!!)

[Verse 2: Sean Paul] (Kardinal Offishall)
Inna mi ride mi a di king wid di crown just cruisin along
Hot girls dem deh pon di street (Whole heap!!!)
Gal a mash up man brain and a mash up man mind
Dem a girls mek mi feel complete
Some a park or step to di club all a tinkin a car dem a stand up and a pree
This woman deh a eyes up di Dutty and a gwaan like she waan come gimme di heat
All few a dem pack up and now mi waan it Har man just stand up and guardin on it
She's dangerous so don't tek fah granted
Har appetite for sex she waan mi plant it
Blatantly she waan fi flaunt it
Showin mi how much she waan mi on it
Waan mi con it she waan mi stamp it
Wid di lethal weapon dat she waan mi slam it
Mi wink and mi read fi palm it
She wink back and she waan mi bomb it
Excitement she waan mi carve it (HOLD UP SEAN!!!!!!)
YO YO YO YO!!!

[Chorus: Akon] Girl I can't notice but to
Notice you, noticin me
From across the room, I can see it
And can't stop myself from lookin and
Noticin you, noticin me
Watch out I've seen her type before
That girl is so dangerous, that girl is so DANGEROUS
That girl is a BAD GIRL!! I've seen her type before
She's so dangerous, that girl is so DANGEROUS
That girl is a BAD GIRL!! Yeahh

[Verse 3: Kardinal Offishall]
Just gotta remember she's dangerous, she's dangerous, she's dangerous
Cause she's a bad, bad girl!!!!
She's dangerous, she's dangerous, she's dangerous
Cause she's a bad, bad girl!!!!
Figure eight, good body shape
When she on the dance floor, gyal dem irate
When she do her t'ing man can't walk straight
That biscuit fi soak up e'ry-t'ing on her plate
Bad heels like Jessica Peete
I'm tryin to give homegirl Sex and the City-titty
Itty bitty waistline, moves with the baseline
One lick of punch, I'm fine - JAH!

[Chorus: Akon] Girl I can't notice but to
Notice you, noticin me
From across the room, I can see it
And can't stop myself from lookin and
Noticin you, noticin me
Watch out I've seen her type before
That girl is so dangerous, that girl is so DANGEROUS
That girl is a BAD GIRL!! I've seen her type before
She's so dangerous, that girl is so DANGEROUS
That girl is a BAD GIRL!! Yeahh

[Outro: Kardinal Offishall]
Kardi! Sean Paul! Akon!

17 Eylül 2011 Cumartesi

Of Herkes Beni Sevmek İstiyooo


Yea kızıaamm inanlmaz yıhaa. Nrmal tişört kot fln giymişim bi de yeani. Direk bölee hayvn gibi bakıyo adam. Sonra arkı geldi bunn. O da böleee yanlıyoo fln dedm noluyrzzz abiiğ?!? Klktm tuvalete gtçm barmen çock geldi. Dedi nereye gidiysn ddm düz yani =sss o da bakıyo böle süzüyo fln. Haydaaa dedim klçalrm dlgndr ama şey yani nrmal kıyeftliyim. Msaya bi döndüm dier arkileri gelmiş. Hpsi atmaca gbi gözlrini dikmiş. Of ya sıkıldm artık herkes beni sikmk istiyooo.....

7 Eylül 2011 Çarşamba

Elveda 23. Yaz

Hava sıcaklıkları hala 35'in üzerinde seyir etse de bir yaz mevsiminin daha hayatımızdan geçip gittiğini dün akşam Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisiyle anlamış bulunmaktayız sayın seyirciler. Eğer bir anı defterim olsaydı onu dolduracak çok şey yazabilirdim bu yaz için. Dizi filan izlemem fakat reytinglerde ne var ne yok diye genelde bakarım. Dün gece Türkiye'nin %6o'ı Öyle Bir Geçer Zaman ki izlemiş. Bu da her zaman bahsettiğim Aziz Nesin hipoteziyle eş değer olacak ki diğer %2o'si sabah 11.oo sularındaki Doktorlar'ı reyting kralı yapmış.

Sadece benim milletim mi bu kadar aptal diye sormuyor değilim hani? Kusura bakmayın ama bu ülkede reyting alan dizi, film ya da yarışma genelde alt sınıflara hitap ediyor. Alt-üst sınıfı dediğim zengin-fakir ayrımı değil tamamen akıl ve mantıkla ilgili birşey. "Sadece bende mi sorun var acaba?" diye kendime sormadığım için de çok mutluyum ayrıca...

Geçen akşam Human Planet'in bi bölümünü izledim. Gerçek hayatta neler olup bittiğini bilmeyen insanlar var hala. Yağmur ormanlarında sıkışıp kalmış, dış dünyayla ilgisi olmayan insanlar... Aslında gerçek hayatı yaşayan insanlar. Bizim gibi, 'insanların yarattığı bir dünyaları' yok onların. Tanrı'nın verdiği nimetlerle yaşayıp, para-mara derdi olmayan insan bunlar. Şimdi Tanrı dedim diye hiç kimse bana Cennet'e mi Cehennem'i mi gidecekler onlar? diye sormasın. Oralara daha giden de yok zaten. 2o11 yılında hala bu soruların cevaplarını almak isteyen gençleri görmek insanı rahatsız ediyor.

Sevdiğim iki mevsim yaz ve kış. Biri benim doğduğum diğeri de sevgilimin doğduğu yaz mevsimi olduğundan değil. Kışın üşüyüp sevgiliye sarılma isteğinden ya da onunla beraber denize girme hevesinden olabilir. Denizsiz yaşayamam. Tabi sizin zannettiğiniz boğazı olan kara denizler değil bunlar. Masmavi, dibi görünen, altınkumlu denizler. Tabi bununda sakıncası yok değil. Suyun altı göründüğünden denizde sevişirken bazı problemler yaratabilir.

Kum, güneş, deniz deriz de bu yazın en iyi şarkılarını da söylemek gerekirse ben; Welcome to St. Tropez (DJ Antoine vs. Mad Mark Remix) ve Alexandra Stan - Mr. Saxobeat derim. Tabi şarkılar Eylül ayında vaadesini tamamladıklarından apaçi şarkısına döndü o da ayrı konu.

Saxobeat'in üzerinde fazla durdum biliyorum ama nasıl durmayayım ki? Küçükken biz erkeklerin söylediği; "Alexandırrrrr, s.k sallandır, indir, kaldır, havalandır" tekerlemesinin bire biri şarkı. Kadının adı da Alexandra olunca bizden mi araklamış acaba diye sordum kendi kendime. Şarkının sözleri de şu işte; "indir kaldır ferahlandır, harekete geçir beni..." Bilirsiniz Rumenler yaz şarkısız kalamaz. Alexandra'nın  Inna'dan sonra patlaması da büyük başarı. Tabi şarkıları bel altı lolipop tadında olduğundan ilgimiz ondan herhalde.

Bu yaz beni en çok üzen şey her Fenernahçeliyi üzen konulardı. Hakedilen bi şampiyonluğun gölge düşürmek için elinden geleni ardına koymayan imamın futbolcuları Türkiyede son Cumhuriyet'i de yıkmak için çabalıyor ve biz böyle söylediğimizde siz de buna gülüyorsunuz ya Allah belanızı versin. Şikeli-mikeli değil şakalı-şukalı bir iddia bunlar. İnanın bu badem bıyıklılar sonunda istediklerini ulaşacaklardır. Şuan bahsettikleri şike görüntülerini fotomontaj yapmakla uğraşmaktadırlar. Onlar istedikleri gibi birini suçlayabilir ve istedikleri gibi suçlu da çıkarıp yargılayabilirler. Hatta olduğu gibi yargılamadan bile infaz edebilirler. Artık el atmadıkları hiç bir şey kalmadı malesef. Deniz feneri derneğinde de açıkca ne yaşandığı belli oluyor zaten. Fazla konuşmamıza gerek yok. Adamların şu bizim aptal Türkler'in üzerinde o kadar büyük etkisi var ki daha 2 ay öncesine kadar el sıkışıp, kardeş kardeş anlaştığı Suriye Devlet Başkanını şuan düşman ilan etti. Suriye'ye girmek için de 15-20 sene önceki Abdullah Öcalan'ın Suriyede'ki fotoğraflarını yayınlıyorlar. Ulan imansız şimdi niye çıkarıyorsun o fotoğrafları. 5 sene önce aklın nerdeydi? Bunca şehit verirken İsrail'e atıp tutmada ayrı hikaye. Gündem değiştirmekte üstlerine yok. Sıkıştıkları anda Fenerbahçe-Ergenekon...

Işık Koşaner'in sesin kaydedip, başkalarının eline veren o vatan hainleri ordunun içinde şuan üst makamlara gelirken Işık paşa'ya şantaj edip istifa ettirmeleri... Bu bir tam şerefsizliktir. Açıkcası ben uzun zamandır ordumuzun generallerinden nefret etmekteydim. Hele hele bana ismi gıcık gelen Işık paşadan bile. Fakat o ses kayıtlarından anladım ki bu adam için bile şehit olurum ben. O konuşmalardan sonra bir genelkurmay başkanı istifa nasıl edebilir ki? Evinin badanasını erlere yaptıran üstlere kızdığı için mi istifa etti bu adam? Çok yazık çok. Ülkenin düştüğü duruma bak. Ordunun en yüsek mertebesindeki adam dinlenebiliyorsa bu ülkede şehit vermemiz çok normal. Ben hainleri sadece dağda zannederdim oysa...

Geçelim sizin Facebook'tan tanıdığınız ya da artık Facebook şairi desek yerinde olur sanırsam; Can Yücel'e. Adamın mezarına utanmadan şarap döken zihniyet ve ondan daha pis bi zihniyete sahip olan mezar yıkıcıları. İşte ben bu ülkeden bu yüzden nefret ediyorum. Tamam adamlar şarap dökmüş, olabilir. Vasiyet diyolar ama yok öyle bişey, adamlar şairleri karıştırmış o kadar. Çift hata birden yapmış E peki sen be imansız? Senin dininde mezara saygı, ölüye saygı yok mu? Sen bunu yaparak sevap mı kazanıyorsun? Senin yaptığın daha büyük bi hata değil mi? Şarapçılar tarafımda olduğum da zannedilmesin hani. Hepiniz aynı ama ayrı boksunuz. Türkiye'den değil de Türklükten iğrenme sebepleri bunlardır işte.

Ne biçim milletiz lan biz? Dün milli maç oynanıyor, bütün dünya bizi izliyor. O şerefsiz sözde Uefa başkanı Platini maçı orada izliyor. Zaten adam Fransız, sen bir de utanmadan havai fişek patlatıp insanlara zarar veriyorsun. Gurbetçisi filanı yok işte. Anlayın artık adamların niçin Türklerden nefret ettiklerini, neden bize barbar dediklerini. Gerizekalı bir milletiz yalan mı? Bu arada bu millet Arda'nın deyimiyle tüm halklardan oluşur o da biline.

29 Ağustos 2011 Pazartesi

Mübarek vs Kutlamak


Bayağı uzun bi yazı yazdım ama hiç kimseye bişey anlatasım yok. Sildim ve diyorum ki Ramazan bayramınız mübarek, Zafer bayramımız kutlu olsun. Zaten ikisininde anlamını bilen yok. O yüzden terimleri anlatmaya hiç gerek yok. Bayram nedir ki zaten? Cep telefonun mesaj hafızasını doldurtan bana da mesajlara cevap vermeden mesajları sildirten bir uygulama.

23 Ağustos 2011 Salı

Birileri Değil Biri İçin Yaşamak...

Selamün Aleyküm ..! Ay çok mu sönük..? Anken Stein o zaman...

Ben, evet ben. Tekrar ben. Geri mi döndüm dersiniz..? Yoo, only mod matematik...

Marjinal, -4 derece esprilere sahip bendim hep. Özenti değildim ama yalan mı? Chokella bıçaklayan antipatik adam ya da çocuk derdiniz bana. En azından herkes gibi olucam diye kıçımı yırtmadım hiç bir zaman. Şimdi olduğu gibi övünmeyi amaç edinen bir insandım ben. Şunu söylemekle şuan mütevazi oldum biliyorum ama bu cümleyi yazınca mütevaziliğim kalmadı değil mi? (Parantez içinde yazılanı okursanız yeniden toparladığım mütevazilik yine kalmayacak) Okumayın sizde ya da okuyun ne bileyim artık beni birisinin okuyup okumaması süperligden aşşaaa kasımpaşa...

Marjinaldim dedik özenti olmaktan kaçınmaktı sadece. Mesela; twitter, formspring, facebook hesabımı kökten silmeyi başarı olarak gördüm hep. Onca hesap dondurup blowjob yapanlardan, facebook'tan vatan kurtaranlardan uzaklaşmak güzeldi mesela. Tabi bunda sevgilimin payı çok büyük. 8 aydır sizin sosyalleşme olarak gördüğünüz @sosyalleştiren hesaplarım yok benim. Bloglada pek ilgilenmiyorum. Bilirsiniz aşk fedakarlık ister...

You make me this,
Bring me up,
Bring me down,
Playing sweet,
Make me move like a freek,
Mr. Saxo Beat.

Doğma büyüme Paris çocuğu olmadık tabi. Zaz dinlemiyoruz en azından. İzlediğin dizileri say desen Cnbc-e dizilerini bilmem ama bilenler gibi doktorları da izlemem. Fakat bir dizi Kanal D yada Show Tv'de yayınlanıyorsa muhakkak 10 dakika göz atmış ol, asla seyretmiş olma fakat dizi hakkında sayfalarca eleştiri yapabil. Çok gideri var. Muhabbetin artar mesela. Yalnız kalmazsın. Konuşabilirsin insanlarla. Sonra başka ne önereyim ki sana? Ateist ol mesela. Çok kız düşermiş gökten hem yobazda demezler sana. Marjinal, orijinal bi tip olursun. Neyse...

Twitterda, facebook'ta floransa soylularına imrenmişimdir hep. Hani gittiği yerleri anında yazıp hava atma çabalarına giriyorlardı ya o çok hoşuma gidiyordu. Hala var mı bilmiyorum..? @çeşme... Eee..? Eeesi ne abi adam su içiyor işte. Sıçarken de yazmıyorlar mı sanki..? @Bodrum yazıncada bi elinde balta bi elinde odun sabah akşam bodrum katında hayal ederdim onları. Çoğu arkadaşım yapardı bunu. Birisinin sonu hazindi bu konuda. Peki noldu? Askerlik sebebiyle batman'a giden arkadaş facebook ve twitter'ını kapamıştı. @batman yazmak zor muydu o kadar? Daha düne kadar Supermandiniz oysa...

Bi ara da biscolata erkekleri vardı. Kızların yanıp tutuştuğu erkekler. Heh hadi lan ordan hepsi şakirtti aslında. Ee nasıl oluyor? Hani kızlar ateistlerden hoşlanırdı? Yok demek öyle bişey. Denklem şöyle vereyim; Şakirt > Bim > Şölen > Biscolata > Biscolata Erkeği. Zaten şölen değil schoolen olsaydı o reklamda çikolata yerken orgazm geçiren kadınlar olmayacak mıydı..?

İğreniyorum insanlardan. Sizlerden. Sistemden. Siz boka batmış bi dünya sisteminin parçalarısınız. Günü yaşayıp iki gün öncesini unutan insanlarsınız çünkü. Gerizekalı insanlar. Sizden nefret ediyorum. Çok mu ergenim. Yok ben ölmek istemem yinede. Ülkemden nefret ettirdiniz ama. Yaşamak istemiyorum bu ülkede demiycem. İktirip gidin lütfen. Binlerce beyni boş insanın mal gibi yaşamasını istemiyorum. Geberin.

Başkaları için yaşıyorsunuz? Nasıl hala farkında değilsiniz? Haa soracaksın şimi ya sen diye? Birileri için değil sadece biri için yaşıyorum bu dünyada. Sevgilim yani eşim için. Onun için, hanifem için... Bol bol su için...

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Ram_Azan

What is Ramadan? Ramazan ne lan? 1oo sene sonra toplumumuzun soracağı soru...

Geçenlerde bi akrabalarımızın yazlıklarında mevlütleri vardır. Ramazan öncesinde lokma-pide hayırı gibi bişeydi işte. Fotoğraflarını gördüm, denizden çıkıp mevlüte gelmişler. Ayıp mı günah mı bilemedim? Kadınlar bayağı bildiğiniz bikiniyle oturuyor. Altlarında mini short üstte bikini. Artık ne deniyosa. Daha komiği de ne biliyor musunuz? Başları kapalı. Ee yuh artık abartıyosun diyeceksiniz ama valla da billa da öyle. Hatta okey oynayanları da gördüm. Bu ne rezilliktir lan?

Gelelim ramazan abiye. Ben pek oruç tutmam ama tutanlara saygı göstermek zorunluluğu vardır her insanın. Şimdi hocam kızlar don külot gezer olmuş bi de diyolar ki "ah ben niyetliyim!" belli zaten ablacım sen bayağı bi niyetlisin. Aman bize ne de diyemiyorum. Ramazan dünyaya bir ay boyunca misafir olarak gelir. Fakat son yıllarda pek iyi karşılayamaz olduk ramazanı. Şimdi benim anlamadığım bişey daha var ki bunun pek ramazanla alakası yok ama. Biz erkekler üstsüz gezsek de ayıp olmuyo ya hani ama biz pek üstsüz gezmezken bu kızlardaki gösterme merakı ne? Mide bulandırıcısınız kusura bakmayın ya da bakın banane lan. Güzelsiniz ya da değilsiniz o benim umrumda değil ama yozlşmaktan vazgeçin. İçin, sıçın, yeyin, için karışmam ki bunu bende yapıyorum. Evimde herhaltı yerim ama evimde.

Oruç tutanlara Allah, güç, kuvvet versin ne diyelim. Önce söylediğim gibi ben pek tutmam. TFF'ye söyleyinde ligleri erteleyeceğini ramazanı bir ay ertelesin. Neyse görüşmek üzere. Ramazanı olanlara iyi ramazanlar.

10 Mayıs 2011 Salı

Gerçek Sansürler Serisi

Yandaki resimde gördüğünüz otomobilin sodyum bor hidritle çalışan otomobil olduğunu söylesem ilginizi çeker mi? Dünya bor rezervinin yüzde 70`ine sahip olan ülkemizden modeli saklanan araçtır kendisi. Selamı var sizlere.

Peki özellikleri ne?

Sodyum bor hidritle çalışan aracın hem menzili iki katına çıkıyor, hem patlama ihtimali olmadığı için tam güvenli oluyor, hem çevre kirliliği olmuyor, hem de yakıt kullanıldıktan sonra tekrar değerlendirilebiliyor. Hatta maliyeti gün itibariyle 220 tl olan 1 kg bor ile (1100kg. oto sabit 100 km süratle giderse) 19000 km yol alınabiliyor. Hali hazırda 600 patentli modelin beklemesi ülkemiz açısından vahim bir durum. Bunu ben söylemiyorum o söylüyor.

Tabi bizim halkımızla bunun ne alakası var öyle değil mi? Dünyanın en pahalı benzinini kullanan toplumun buna sessiz kalıp sodyum bor hidritle çalışan otomobil'den onlara ne? Acaba haberleri var mı? Araştırdılar mı? Borun ne olduğunu biliyorlar mı?

Bugüne kadar benzin zamlarına ne zaman internet filtresinin eylemi kadar büyük eylem yapıldı? İ
nanın bu ülkeye benzine zam yapmak daha kolay. Ne zaman asgari ücretten yakınan insanlar eylem hazırladı? Asgari ücretli için asgari ücret değil hep sigara zamları daha önemli oldu bu ülkede.

Kurtarıcı olarak benzin zammına eylemi değil lpg'yi gören bi toplum acaba bu otomobillerin farkında mı? Gerçi bizim insanlarımız biraz hız tutkunudur. MAKSiMUM HIZ'ı 128 KM olan otomobili n'apsın?

Biraz seks tutkunu olduğu da bilinir yani. Onlar için bor sansürlenmiş ne olur ki? Onlar için liseli, etekaltı, haydar, am, göt, meme ya da sik daha önemli...

Bu arada seri demişim, çok özürdilerim. Seriyi devam ettiresim yok. Afedersiniz kimsenin sikinde değil.

Türkler Siyahi Olsaydı

+ Erkekleri penis boylarıyla övünürlerdi.

+ Atletizmde madalya yağmuru...

+ Halk oyunları zenci dansı diye tabir ettiğimiz çılgın danstan ibaret olurdu.

+ Sadece rengiyle ırkçılığa maruz kalırdı.

+ Türk halk/sanat müziği yerine türk rap/hip-hop müziği.

+ İnternet ortamındaki nickleri genelde; kara_bela, çikolatalım tarzında olurdu.

+ Çay bardağında "dudak payı" bırakılması imkansız olurdu.

+ "Sadece 3 Ayda 7.62cm Penis Büyütme ve Hacimli Bir Penis!" reklamlarına maruz kalmazlardı.

+ Türk bayrağında kırmızının yanına yeşil ve sarı renk eklenirdi.

+ Pascal Nouma bu kadar prim yapmazdı.

+ İşlevsiz bir ırk olurdu.

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Hocası; "Çalışmayarak Kazanamazsınız" Dediğinde Gülen Liseli


Biliyorsunuz artık içinde müstehcen kelime geçen kelimeler sanal alem dediğimiz internet ortamında yasaklanacak. Aslında bi nevi Türkçe yasaklanacak. Çalışmayarak gibilerinden. Tabi buna gülen liseli de yasak. Çünkü +16 içerikli kavramların içinde liseli de var. Zihniyet tam bir liseli zihniyeti o ayrı konu.

Ancak bu konuyu biraz araştırdım. İnsanlarımız biraz araştırma konusunda yoksun. Bilip bilmeden yapılan yorumlar ortada. Bugüne kadar digitürk'ün blogger'ı engellemesine hariç diğerlerine uygulanan yasaklara sansür demedim. Çünkü o yasaklar devletin göreviydi. Mesela fizy konusu. Bilenler bilir, bilmeyenler de şuradan okuyabilir.

http://8ex-en8gundedvrialem.blogspot.com/2010/12/gorev.html

Gelelim 22 Ağustos'ta uygulanacak yasaklara.

Degisikmezeler.com, herkesokusundiye.com, sokmarket.com, bayramcikolotasi.com, bilgisayarakademisi.com, sanaldestekunitesi.com, forzabesiktas.com, tiklayarak.com, donanimalani.org, bakireklam.com, citirkurabiyem.com, kredikartiborcunubitir.com, burcunubil.com, globaldizayn.org, casperminishop.net, anlayarakokuma.com
gibi sitelerin erişimine engel gelecek. Peki biz giremeyecek miyiz? Elbette gireceğiz. Sadece internet ortamına düzenleme gelecek. Düzenlemeyle standart paket dışında aile, çocuk ve yurt içi paketleri oluşturulduğunu, yeni filtrelemelerin bu üç paket için geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Bizim şuan kullandığımız standart paket aynen kalacak. Yani biz bu sitelere girişimizi yapabileceğiz. Fakat diğer üç yeni pakette sınırlamalar var. Örneğin çocuk paketinde ister istemez  anlayarakokuma.com'a gibi sitelere giriş izni verilemeyecek. Evet içinde müstehcen kelime geçiyor ve bunu engelleyen sistem motoru böyle geliştirilmiş. Yani sadece kelimelere odaklı. Sitelere uygulanan herhangi bir sansür yok. Zaten dediğim gibi standart paket kullancıları bu sitelere girebilecekler. Ancak benim önerim bu sistem motoru yerine siteleri teker teker inceleyip karar vermek. Çünkü çoğu site;  anlayarakokuma.com gibi siteler mağdur durumda. Tabi şuan böyle bir site yok. Hatta böyle domain yaratmak isteyen çoğu kişi var. Tabi maksatları hazır reklamdan yararlanmak.

1.     Delhi,
2.     Jakarta,
3.     Ankara,
4.     Oslo,
5.     Melbourne,
6.     Toronto,
7.     Chicago,
8.     Sydney,
9.     Seattle,
10.   İstanbul...

Sizce bu sıralama neyin nesi? Daha önce blogumda yer vermiştim. Malesef child porn'u en fazla google'da aratan şehirlerin listesi...

Sizce bunların adı görevken sansür neyin nesi? Lütfen herşeye muhalif olmayalım. Araştırmadan, bilmeden bi konu hakkında yorum yapmıyalım.

28 Nisan 2011 Perşembe

Ziya Doğan VS José Mourinho

 İşte Ziya Doğan ve José Mourinho'nun benzer yanları.

+ İkisi de taktik adamıdır.

+ Defansif oyun yapısını benimsemişlerdir.

+ Ziya Doğan kendi geliştirdiği 9-1-0 taktiğiyle, Jose Mourinho ise takım defansıyla başarı sağlamıştır.

+ Biri lig düşmeye oynayan takımların başındadır diğeri şampiyonluğa oynayan takımların başında.

+ Ziya Doğan'ın vazgeçilmez adamı Ayman'dır. Jose Mourinho'nun ise Carvalho'dur. Gittikleri takımlara mutlaka bu futbolcuları da getirirler.

+ İkisi de büyük maçları kaybettiklerinde hedef aldığı kişiler hakemlerdir.

%1o Baraj, %1o Kanal, %8o Aptal

%1o barajını sorun olarak göstermek ne kadar doğru..?

Hala AK Parti, CHP ve MHP'ye oy verenler olduktan sonra barajmış, köprüymüş, yolmuş, çılgın projeymiş hiç bir önemi yok dostum. Sorun barajda değil sorun bizde, sorun seçmende.

Hani Aziz Nesin bu ülkenin %6o'ı aptal demişti de diğer aptallar da kendini belli edip düzeltme yapmıştı. Özürdileyip oranın %8o olduğunu söylemişti. Haklıydı adamcağız.

2oo7 genel seçimleri;

AKP 46,47 %
CHP 2o,84 %
MHP 14,26 %

---------------+
%81, 576

%1,85 oranında artmış sanırsam.

Ver oyunu x partiye, y partiye, z partiye.

Korkma oy attığım parti gelir mi gelmez diye.

Sen at birine.

Şu ülkede bu 3 partiden başka oy atacak parti bulamıyorsan gerçekten aptalsın.

Hayır, tek merak ettiğim şey gerçekten s*k*lmek bu halkın hoşuna mı gidiyor?

Bize çocukken öğretilen demokrasi kavramı; halkın kendi kendini yönetmesiydi değil mi?

Aslında halkın kendini bunlara s*kt*rmesinden başka bişey değildi anasını satayım.

Basın oylarınızı, akp'ye chp'ye mhp'ye. Verin oylarınızı, g*tünüzü...

27 Nisan 2011 Çarşamba

LYS2011+Keygen and Crack Torrent Download

Da Vinci şifresini Dan Brown,

Kuranın şifresini Ömer Çelakıl,

kalbimizin şifresini Dr.Mehmet Öz, 

pc oyunlarının şifrelerini razor1911,

insan DNA’sının şifrelerinin de çözüldüğü ileri süregeldursun,

LYS 2011'ın şifrelerini de ben çözdüm. Açıkcası ne behzat ç'yım ne de fethullahçı. LYS'ye gireceklere şimdiden başarılar.

8ex-en8                                                              LYS2011+Keygen and Crack TorrentDownload
[Linkleri görebilmek için cemaate üye olmalısınız.   Üye olmak için tıklayınız...]                                                
                 


[Linkleri görebilmek için cemaate üye olmalısınız. Üye olmak için tıklayınız...] [Linkleri görebilmek için cemaate üye olmalısınız. Üye olmak için tıklayınız...] [Linkleri görebilmek için cemaate üye olmalısınız. Üye olmak için tıklayınız...]

23 Nisan 2011 Cumartesi

Acıbadem S..... Grubu

Turkcell sağlık paketine üye olduğum için ara sıra mesajlar filan geliyo. Harfi harfine geçiriyorum;

''Maceraci olun. Cesitli meyvelerden zevk almak icin tat yelpazenizi genisletmekten korkmayin./Acibadem Saglik Grubu''

Neyin peşindesiniz..?

22 Nisan 2011 Cuma

Kredi Kartı Kullanma Sebebi; 5 Kuruş Para Üstü Beklemek

Ne zaman beş kuruş para üstü alacak olsanız felaket bi rahatsızlık yaşarsınız. O kadarcık para için kasa başında bekliyormuş imajı vermemek için aldıklarınızı daha yavaş koyarsınız poşete ki kasiyer para üstünü uzattığında sanki para üstünden haberdar değilmişsiniz gibi... Maksat 5 kuruşu aldığınızı belli etmemek.

Bazen "kalsın" dediğiniz oluyor ama bu daha beter pişman ediyor insanı. Sadaka verir gibi sadece beş kuruş için "kalsın" denir mi? Kasiyer o an "lütfettin çok sağol be" dese yeridir hani.

Bazen kalsın dediğiniz halde yine de uzattıkları oluyorsa zaten rezillikte zirve yaptığınız andır.

17 Nisan 2011 Pazar

Okulda Hiç Kimseyle Konuşmayan Erkek

Boşuna yazma gerekliliği hissetmedim. Benim ya da bizler için ne dediler hepsini ekledim. Tabi hakkımızda doğru konuşanları.

üniversite sıralarında rastladığımız bu insanlar, sanılanın aksine mal değildirler efendim, sosyallik denen ne idüğü belirsiz durumun akışına kapılmamış, bir birey olarak yeryüzünde sonuna dibine kadar yalnız olduğunun farkında olan, çevresindekileri çoğu zaman basit, sıradan insanlar olarak gören, onları böyle kabul etsede aralarına girmeye çalışmayı gururuna yediremeyen, kimseden ders notu istemeyen, kopya çekeceğine yanlışta olsa kendi bildiğini yapan. Yalnız ama başı dik kimselerdir.

sınıfa girdiğinizde sınıfın tüm kokoş kızları sizi süzer ve erkekleri de aptal aptal bakarsa yapılacak en güzel harekettir.kızların tüm sosyal aktiviteleri saç renginin ne olduğu, tüm erkeklerinde futbol ve seks dışında yaşanan hiç bir şey ile ilgilenmemesi de sebepler arasındadır.

öncelikle normal insandır. ya anlatacak iyi bir şeyi yoktur, ya da onu anlayacak birileri olmadığını düşünüyordur. belki sadece sınftakilerle konuşmuyordur. efendim onun da bir çevresi vardır elbet, pek bulaşılmasını önermem kendilerine, ummadığın taş baş yarar. ben de konuşmam kimseyle neredeyse sınıfta, konuşsam dinlemiyorlar doğru dürüst, tam ilginç bir şey anlatacakken hikayenin ortasında kendi hikayelerine başlıyorlar, konuşmayınca da hiç konuşmuyorsun, içine kapanıksın, odunsun oluyoruz, sizsiniz odun af edersin.

Şu anda kendisiyle aynı sınıfta bulunduğum kişi.ismi lazım değil,4 sene boyunca hiç bir kimseyle tek bir kelime konuştuğunu görmedim kendisinin.Ama kendi suratsızlığından değil, içine kapanıklığından, çekingenliğinden belki de kendine olan güvensizliğinden. Sınıfta en arkada köşede tek başına oturur,ders aralarında müziğini dinler insanları seyreder. Durumu hem beni üzmüştür,hem de bende merak uyandırmıştır. 5.senenin başında dayanamayıp kendisiyle tanışma girişiminde bulundum ve bundan da çok mutlu oldum. Şu an itibariyle kendisinin tek arkadaşı konumundayım, en azından fakültede.

bu kişi bizzat benim. görmüş olduğum üzere bu kişi 'cool'dur 'asosyal'dir 'içine kapanık' tır 'utangaç' tır 'psikolojik sorunları' vardır hatta maldır dışardaki sosyal hayatı daha fazladır vs. kısmen de olsa birçoğu doğrudur evet ben içine kapanığım doğru evet ben utangaçım asosyalim zavallı bir varlığım psikolojik sorun olarak depresyondayım* iki kelimeyi bir araya getirmekten aciz birisinden birşey isterken utanan sıkılan renkten renge şekilden şekile giren bir insanım içime kapanık olduğumdan dolayı konuşmak ızdırap gibi geliyor her kelime boğazımda düğümleniyor birisi benle konuşmadığı sürece tek kelime bile etmem zaten insanların çoğuylada muhattab oluncak gibi değil bence en arka sıraları okulda ve dersanade çok ama çok sevdim bütün sınıfın tuhaf bakışları benim üzerimdeydi hatta dersanedeyken kızın teki artık 3 ders tek kelime bile etmediğimi görünce artık sıkıştırmaya başladı "neden konuşmuyorsun ? konuş bişeyler de vb." tabiki o zaman sinir olup çekip gitmiştim kantine. herneyse bana kattığını düşündüğüm tek iyi tarafı çevredekilerin kişiliklerini karakterlerini davranışlarına söyledikleri sözlere bakarak kolayca çözebilmek. herkes tuhaf gözle bakar veya bir tahminde bulunur nedir bu çocuk ne değildir diye fakat aslında beni anlayan kimse yok. yalnızlıktan keyif almıyorum arada bir sosyal ortamlara bakıp imremdiğim oluyor fakat katılmak ve konuşmak cesaretim olmayınca uzaktan bakmakla yetiniyorum tabiki bu durum beni çok fazla yıprattı hala daha yıpratıyor kaç kere geceleri yorganın altındayken ağladığımı sayamadım neden ben böyleyim dediğim günleri o kadar çoklar ki sayılamayacak kadar hemde çözümü yok gibi görünsede aslında var olduğunu biliyorum fakat o çözüm benim içimde değil ben bulamam artık bunu çok iyi biliyorum.

15 Nisan 2011 Cuma

♀ - ♂

Dişi - Erkek
Kadın - Adam
Kız - Oğlan
Karı - Herif
Bayan - Bay

Terimleri dikkatli kullanınız.

12 Nisan 2011 Salı

Eskişehir Bağımsız Milletvekili Adayı; Ahmet Abi


Tekel Savaşıyla tanıdığımız Ahmet abi bildiğiniz gibi Eskişehir bağımsız milletvekili adayı. İnci sözlük'ün çıkarttığı adayın seçilip-seçilememe olasılığı merak konusu. Bende reklamını yapayım dedim. Eskişehir'de ikamet edenlere duyurulur.

Bu da benden gelsin;

İncici milletvekili yemin metnini okumak için kürsüye çıkar ve der ki: sayın piçler ve değerli orospu çocukları...

@sosyalleştiren Sosyal Ağlar

Hangimizin Facebook hesabı olmadı ki? Hangimiz ilkokul arkadaşını eklemedi? Ekledik te n'oldu? Hangimiz ilkokul arkadaşlarıyla eskisi gibi olabildi tekrardan?

İlk başta bi hevesle eski arkadaşlarımızla konuşmuşuzdur evet ama bu sohbet, mesajlaşma 2 günü geçmedi. "Hacı, canımmm nerdesin sen ya, bi ara görüşelim olur mu?" dediğimiz arkadaşlarımızı 2 gün tanımamazlıktan gelmedik mi? Sonra tekrar kanka olduğumuz arkadaşlarımıza yönelmedik mi sohbette bile? Dikkat edin; işenmeyen duvarlar genelde bugün okulda, işte gördüğümüz arkadaşlarımızın duvarları değil eski arkadaşlarımızdı. Sosyalleştiren internet ağları olarak bilinen bu siteler aslında günlük hayatta konuştuğumuz tiplerden ibaretti.

Artık bir şeyi kabullenmemiz gerekiyor. Facebook, twitter, formspring gibi sosyal ağlar insanları sosyalleştiren oluşumlar olarak bilinse de malesef asosyal toplum düzeninde artış etkisi yaratıyor. İnsanlar bazen kişiliklerini sansürsüz olarak karşı tarafa yansıtırken bazen ise tam tersi sahte kimlik profiline bürünüyor. En yakın arkadaşlarımız bile klavye başına geçince bize farklı görünüyordu.

Sanaldı aslında düşünceler. Hele şu ilişkisi var-ilişkisi yok olay altı yorumları yok muydu? tam bir komedi. Ya da bir çiftin altına yorum yapan kızlar; "cnm ya chok qüzeL çıkmışsınız, çok yakışıyosunuz" diyen tipler...
Örneğin; pembe boklu kız yeni bi sevgiliye başladığında beğenen tipler iki gün sonra ayrıldığında 'en iyisini yaptın canım' deyip iki hafta sonra çiftler tekrar birleştiklerinde ''size de bu yakışır'' diyerek tükürdüğünü yalaması...

Aslında çevremizde ne kadar amele var onu çıkardı facebook bizlere. İnternet ortamında kendisi olmayan tipler, sanal kılıfa bürünmüş arkadaşlar...

Peki ya kendi yorumunu beğenen tiplere ne demeli? Ya da kendi paylaştığını beğenene? Heh. Gülünçtü insanlar gerçekten.

İtiraf edin bildirim geldiğinde hangimiz heyecanlanmadı? Ya benim hakkımda kötü bişey yazan olduysa diye korkanlar bile vardı aramızda. Açarıdınız facebook'u bilmem kaç tane bildirim gelmiş. Heyecanlanıp bakarsınız yarısı oyun daveti. Hatta grup daveti yollayanlar bile vardı sevgilimiz varken...
"Allah ve Atatürk'ü beğenen 9999999999 kişi bulabilirim" sayfalarına üye olanlar...

Fotoğrafımı beğenir misin? diye soran kızlar...

Peki ya Youtube yorumlarına ne demeli? Çalan şarkının adı ne? klişeleşmiş soru cümlesi...


Hiç bir insan gerçekte gördüğüm gibi değildi internette. QWERTY Edebiyatı'nı öğrenen her genç Klavye Delikanlılığına adım atıyor, kendini bi bok sanıp aslında bastırılmış ergen duygularını sergiliyordu bizlere.

Mesela Formspring. Ergen sorularına maruz kalmak...
Bi nevi ego tatmini.

Hiçbir insan gerçek değildi oysa. Mütevazi değildi. Kırıcıydı. Kendini yüksek mertebede gören herşeye yorum yapan, hiçbir şeyi beğenmeyen, herşeye muhalif tiplerdi o insanlar. Saygısızlar...

"Dahi anlamındaki de ayrı yazılır" diyenler. N'olmuş yani de'yi bitişik yazdıysa? Sen ßeßem yazarken iyiydi ama. Hayat mı kurtardın ikide bir de'yi ayrı yaz diyerek.

Son olarak Twitter; 140 karakterle insanları sınırlandıran, uzun uzun yazıları okunmaz hale getiren tembel işi felsefe yapma yeri. Saçmalık.

Bir sürü arkadaşımız oldu da n'oldu? Followlanmak ya da S.klenmemek...

Sosyalleştirmek mi yoksa Asosyalleştirmek mi?

Bence @sosyalleşmek...

8 Nisan 2011 Cuma

"Fade Away" - Craig Gray





Grand Theft Auto 3 - GTA III


Head Radio


Beni Geçmişe Götüren Şarkılar;


2002 yılına dönmek için tıklayınız.



She looks out of her window
Only seeing her own reflection
Silent eyes that stare back to the distance

Put it on the window pane
Distorts her pretty face
She feels thats what she looks like everyday

Looking down towards the floor
Back up through the window
She sighs a misty breath
The ghost without a haunted end

Street light fills her empty room,
Dark clouds are only seen,
She goes back to her bed to try to
sleep her nightmares away

Fade away, Fade away.
She's gonna fade away, fade away.

Nightmares they are recurring
One stare she could turn and face
Screaming down with all her might
To see everyone die

One day she'll have the courage,
To do what she wants to do,
End the life of misery,
And for once be happy

Be..
She's gonna fade away, fade away.
--------------------------------------------------------------------

DJ: Yeah the rock of Liberty City, Im DJ
  Michael Hunt. Last weekend when we were
  bradcasting from the food court in the mall,
  a fan said to me "Mike why do you always
  use Sheezy Clieshes? cant you say something
  original for once?"
  Hey! I'm not here to be original, I'm here
  to rock! Rock around the clock 24-7 dudes,
  Non-Stop rock here on Head Radio.

6 Nisan 2011 Çarşamba

Gelecekte Sevdiğim Gibi...

Tek kişilik bir tapınakta yaşamaktır; seninle aşk...
Tanrıça,
tek dua,
nefes,
ve tattıkça geçmeyecek bir heves.

Tek cümlelik bir akışta aşikar seninle paylaştığım.
Ne ilahlar kadar soyut,
ne de yalanlar kadar somut,
seni seviyorum..!

Önceleri sönümlenmiş olan gerçeği
çırçıplak veriyor şimdi gönlümdeki ses.
Sevdası duvarlarına çizilmiş,
tek kişilik bir hücredir gönlüm.
Geleceğimin kaderini tek kişilik bir iz sürüşte belirliyorum.
Seni seviyorum Hanife, gelecekte sevdiğim gibi...

Tavsiye Etmem

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...